içinde

İran’da bulunan 1600 Yıllık Koyun kalıntısının DNA’sı incelendi

İran’da bulunan 1600 Yıllık Koyun kalıntısının DNA’sı incelendiİran’da bulunan 1600 Yıllık Koyun kalıntısının DNA’sı incelendi

İran’ın Çehrābād (Chehrābād) kentinde Sasani döneminden kalma bir tuz madeninde bozulmadan kalmış koyun bacağından elde edilen DNA’larbölgedeki koyun ırklarının binlerce yıldır değişmedengenetiğini koruduğunu gösteriyor.

İran’ın Çehrābād (Chehrābād) kentinde Sasani döneminden kalma bir tuz madeninde bozulmadan kalmış koyun bacağından elde edilen DNA’larbölgedeki koyun ırklarının binlerce yıldır değişmedengenetiğini koruduğunu gösteriyor.

İran’ın kuzeybatısındaki Zanjan Eyaletindeki Chehrābād köyü yakınlarındaki Sasani Döneminden kalma Douzlākh tuz madeninde 1993 yılında keşfedilen doğal şekilde mumyalaşmış insan ve hayvan kalıntıları arasında yer alan 1600 yıllık koyun bacağından elde edilen DNA’lar genetikçi ve arkeologlar tarafından incelendi. 

Ahameniş dönemine tarihlenen ve “Tuz Adamlar” olarak adlandırılan insan kalıntılarının yanında bulunan koyundan elde edilen DNA analizlerinin Yakın Doğu’nun hayvan yetiştiriciliğine dair ipuçları vermesi umuluyor.

Uluslararası hakemli dergi Biology Letters’da 14 Haziran’da Conor Rossi imzasıyla yayınlanan makalede yer alan araştırma sonuçlarına göre;  hasar görmüş ve parçalanmış olsa da DNA’ları bozulmadan günümüze ulaşmış  koyun bacağının derisinde mikroorganizmalar olduğu da tespit edildi. 

DNA’ları Sasani Dönemi koyunun, genetik açıdan günümüzde bölgede yaşayan koyun ırklarına benziyor. Bu da koyun sürülerinin genetik soyunun bozulmadığını ispatlıyor. 

Araştırmanın baş yazarı Conor Rossi, “Mumyalaşmış kalıntılar oldukça nadir bulunur, bu nedenle bu çalışmadan önce bu dokularda antik DNA’nın hayatta kaldığına dair çok az deneysel kanıt biliniyordu. DNA’nın şaşırtıcı bütünlüğü, daha önce eski kemik ve dişlerde karşılaştığımız hiçbir şeye benzemiyordu. Eşsiz metagenomik profille birleşen DNA’nın bu korunma durumu, çevrenin doku ve DNA bozunma dinamikleri için ne kadar temel olduğunun bir göstergesi.” dedi.

Trinity’nin Genetik ve Mikrobiyoloji Okulu’ndan Dr. Kevin G Daly ise  “Ekibimiz, genetik ve mikroskobik yaklaşımların bir kombinasyonunu kullanarak, İran’da 1600 yıl önce koyun ırklarının neye benzediğini ve nasıl kullanılmış olabileceğinin genetik bir resmini oluşturmayı başardı. Disiplinler arası yaklaşımları kullanarak eski kültürlerin hayvanlarda neye değer verdiğini öğrenebiliriz ve bu çalışma bize Sasani dönemi İran halkının et tüketimi için uzmanlaşmış koyun sürülerini yönetmiş olabileceğini ve iyi gelişmiş hayvancılık uygulamaları önerdiğini gösteriyor.” açıklamasında bulundu. 

Kaynak: Trinity College Dublin / Çeviri: Arkeofili

İran’ın Çehrābād (Chehrābād) kentinde Sasani döneminden kalma bir tuz madeninde bozulmadan kalmış koyun bacağından elde edilen DNA’larbölgedeki koyun ırklarının binlerce yıldır değişmedengenetiğini koruduğunu gösteriyor.

İran’ın kuzeybatısındaki Zanjan Eyaletindeki Chehrābād köyü yakınlarındaki Sasani Döneminden kalma Douzlākh tuz madeninde 1993 yılında keşfedilen doğal şekilde mumyalaşmış insan ve hayvan kalıntıları arasında yer alan 1600 yıllık koyun bacağından elde edilen DNA’lar genetikçi ve arkeologlar tarafından incelendi. 

Ahameniş dönemine tarihlenen ve “Tuz Adamlar” olarak adlandırılan insan kalıntılarının yanında bulunan koyundan elde edilen DNA analizlerinin Yakın Doğu’nun hayvan yetiştiriciliğine dair ipuçları vermesi umuluyor.

Uluslararası hakemli dergi Biology Letters’da 14 Haziran’da Conor Rossi imzasıyla yayınlanan makalede yer alan araştırma sonuçlarına göre;  hasar görmüş ve parçalanmış olsa da DNA’ları bozulmadan günümüze ulaşmış  koyun bacağının derisinde mikroorganizmalar olduğu da tespit edildi. 

DNA’ları Sasani Dönemi koyunun, genetik açıdan günümüzde bölgede yaşayan koyun ırklarına benziyor. Bu da koyun sürülerinin genetik soyunun bozulmadığını ispatlıyor. 

Araştırmanın baş yazarı Conor Rossi, “Mumyalaşmış kalıntılar oldukça nadir bulunur, bu nedenle bu çalışmadan önce bu dokularda antik DNA’nın hayatta kaldığına dair çok az deneysel kanıt biliniyordu. DNA’nın şaşırtıcı bütünlüğü, daha önce eski kemik ve dişlerde karşılaştığımız hiçbir şeye benzemiyordu. Eşsiz metagenomik profille birleşen DNA’nın bu korunma durumu, çevrenin doku ve DNA bozunma dinamikleri için ne kadar temel olduğunun bir göstergesi.” dedi.

Trinity’nin Genetik ve Mikrobiyoloji Okulu’ndan Dr. Kevin G Daly ise  “Ekibimiz, genetik ve mikroskobik yaklaşımların bir kombinasyonunu kullanarak, İran’da 1600 yıl önce koyun ırklarının neye benzediğini ve nasıl kullanılmış olabileceğinin genetik bir resmini oluşturmayı başardı. Disiplinler arası yaklaşımları kullanarak eski kültürlerin hayvanlarda neye değer verdiğini öğrenebiliriz ve bu çalışma bize Sasani dönemi İran halkının et tüketimi için uzmanlaşmış koyun sürülerini yönetmiş olabileceğini ve iyi gelişmiş hayvancılık uygulamaları önerdiğini gösteriyor.” açıklamasında bulundu. 

Kaynak: Trinity College Dublin / Çeviri: Arkeofili

İran’ın Çehrābād (Chehrābād) kentinde Sasani döneminden kalma bir tuz madeninde bozulmadan kalmış koyun bacağından elde edilen DNA’larbölgedeki koyun ırklarının binlerce yıldır değişmedengenetiğini koruduğunu gösteriyor.

İran’ın kuzeybatısındaki Zanjan Eyaletindeki Chehrābād köyü yakınlarındaki Sasani Döneminden kalma Douzlākh tuz madeninde 1993 yılında keşfedilen doğal şekilde mumyalaşmış insan ve hayvan kalıntıları arasında yer alan 1600 yıllık koyun bacağından elde edilen DNA’lar genetikçi ve arkeologlar tarafından incelendi. 

Ahameniş dönemine tarihlenen ve “Tuz Adamlar” olarak adlandırılan insan kalıntılarının yanında bulunan koyundan elde edilen DNA analizlerinin Yakın Doğu’nun hayvan yetiştiriciliğine dair ipuçları vermesi umuluyor.

Uluslararası hakemli dergi Biology Letters’da 14 Haziran’da Conor Rossi imzasıyla yayınlanan makalede yer alan araştırma sonuçlarına göre;  hasar görmüş ve parçalanmış olsa da DNA’ları bozulmadan günümüze ulaşmış  koyun bacağının derisinde mikroorganizmalar olduğu da tespit edildi. 

DNA’ları Sasani Dönemi koyunun, genetik açıdan günümüzde bölgede yaşayan koyun ırklarına benziyor. Bu da koyun sürülerinin genetik soyunun bozulmadığını ispatlıyor. 

Araştırmanın baş yazarı Conor Rossi, “Mumyalaşmış kalıntılar oldukça nadir bulunur, bu nedenle bu çalışmadan önce bu dokularda antik DNA’nın hayatta kaldığına dair çok az deneysel kanıt biliniyordu. DNA’nın şaşırtıcı bütünlüğü, daha önce eski kemik ve dişlerde karşılaştığımız hiçbir şeye benzemiyordu. Eşsiz metagenomik profille birleşen DNA’nın bu korunma durumu, çevrenin doku ve DNA bozunma dinamikleri için ne kadar temel olduğunun bir göstergesi.” dedi.

Trinity’nin Genetik ve Mikrobiyoloji Okulu’ndan Dr. Kevin G Daly ise  “Ekibimiz, genetik ve mikroskobik yaklaşımların bir kombinasyonunu kullanarak, İran’da 1600 yıl önce koyun ırklarının neye benzediğini ve nasıl kullanılmış olabileceğinin genetik bir resmini oluşturmayı başardı. Disiplinler arası yaklaşımları kullanarak eski kültürlerin hayvanlarda neye değer verdiğini öğrenebiliriz ve bu çalışma bize Sasani dönemi İran halkının et tüketimi için uzmanlaşmış koyun sürülerini yönetmiş olabileceğini ve iyi gelişmiş hayvancılık uygulamaları önerdiğini gösteriyor.” açıklamasında bulundu. 

Kaynak: Trinity College Dublin / Çeviri: Arkeofili

 

Ne düşünüyorsun?

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Neandertallerin Kuş Avlama Teknikleri Canlandırıldı

18 Mayıs’ta neler oldu?