Global Notification

Telegram Sohbet info

Gerçekliğin kendisini olduğu gibi neden görmeyiz?
Yer imi

Gerçekliğin kendisini olduğu gibi neden görmeyiz?

Mekale: Gerçekliğin kendisini olduğu gibi neden görmeyiz?

Bilime dair herşey Türkiye'nin Bilim sitesi diwun.com. Çevrimiçi ücretsiz olarak okuyabileceğiniz Arkeoloji Mitoloji, Antropoloji, Paleontoloji ve Bilgilersunuyoruz.

Okumak Gerçekliğin kendisini olduğu gibi neden görmeyiz?









Gerçeklik Nedir?

Önce gerçekliğin ne olduğuna dair ortaklaşa bir tanım anlayışımız olsun. Gerçeklik dediğimiz şey, en temelde, beynimizin duyular aracılığıyla algıladığından farklı bir dış gerçekliği temsil eden olaylar bütünüdür. Yani duyusal mekanizmalarımız ile elde ettiğimiz dış gerçeklikteki bilgilerin kendisini olduğu gibi değil olduğundan farklı algılamaya yönelik iş yapmaktayız. Bunu izah edebilen birçok gerçeklik yanılsaması mevcuttur. Bu gerçeklik yanılsamaları, beynimizdeki zihinsel süreçlerin dış gerçekliği olduğu gibi gördüğünü değil yorumlayabildiğini ima etmektedir. Buradan anlamamız gereken şey, gerçekliğin kendisini, ara-yüz programımız ile olduğu gibi görülebilir bir pozisyonda değerlendiremediğimizdir.

Neden gerçekliği olduğu gibi algılamaya yönelik iş yapmayız?

Dış gerçeklikteki olaylarla bütünüyle duyularımız aracılığıyla iç içeyizdir, etkileşim hâlindeyizdir. Bu etkileşim sürecinde, neden gerçeği olduğu gibi değil de bambaşka şekilde yorumlayabildiğimiz sorusunun cevabını, dış gerçekliği olduğu gibi görmemizin olduğu gibi görmeyip yorumlamamıza kıyas evrimsel süreç içerisinde neden seçilmediğini anlamamızı gerektirir.









Bu konularla içli dışlı olan Amerikalı nörobilimci ve bilişsel psikolog olan Donald Hoffman bu konuda bilimsel teorisini sunuyor. Bu teori, gerçekliği olduğu gibi algılamaya yönelik temel biyolojik mekanizmaların canlının çevreye uyumluluğunda sıkıntılar meydana getireceğinden ve biyolojik amaçlarını yerine getirmekte daha zorlu süreçleri oluşturacağından söz ediyor. Bunun yerine, çevreyle daha uyumluluk kurulabilmesini sağlayan bir gerçeklik algısı, canlının biyolojik amaçlarını yerine getirmekte çevreye daha kolay uyum sağlayabilmesini sağlar ve dolayısıyla biyolojik amaçlarını yerine getirmesi daha kolay olacaktır. Bu kolaylığa sahip canlılar daha uzun süreli yaşayacaklarından genlerini daha çok aktarıp daha çok yayılacaklardır. Sonuç olarak bu teori, gerçekliği olduğu gibi algılayamadığımızın evrimsel nedenine de değiniyor.

Çoğu kişi, genel olarak gerçeği olduğu gibi göremesek bile ufaktan görebildiğimizi düşünür. Ancak bu teoriye göre böyle bir şey yok. Dış gerçeklikten tamamen kopuğuz. Evrimin yönü bütünüyle dış gerçekliği gördürmekle değil yavru doğurmak, çevreye uyum sağlamak ve hayatta kalmak ile ilişkili. Biyolojik evrim bunun daha iyi sağlanabilir olması için dış gerçeklikten bağımsız, olabildiğince basit ve hayatta kalmamız ve ürememizle uyumlu sanal alemleri oluşturmakta.









Dış gerçekliğin algılanabilir bir potansiyeli var mıdır?

Canlıların fizyolojileri ve donanım malzemeleri, onların dış gerçeği görebilmesine sağlama odaklı değil hayatta kalıp üremelerini sağlama odaklı çalışmaktadır. Dolayısıyla, canlıların hiçbir şekilde dış gerçekliği olduğu gibi göremeyeceğine yol aldıkları düşünülebilir. Evrim düzeneklerinin, canlıların hayatta kalabilmesi ve çevreye uyum sağlayabilmesi adına daha basitlik ve kolaya indirgenmiş algı kapılarını aralaması dolayısıyla bu düşünceyi destekleyebiliriz. Fakat bu çok sarsıcı bir durum olabilir “dış gerçekliği göremiyor ve göremeyecek olmak”. Yine de bu, canlıların kendi biyolojik amaçlarını yerine getiremeyecek denli sarsıcı bir duruma sebep olabileceği güçlükte zihinlere kazınmamıştır.

Bunun yanı sıra, medeniyetimizin bilim ve teknolojisinin potansiyel gücü, kendimizce dış gerçekliğin algılanabilir bir haritasının oluşturulabilme ihtimalinin olduğunu bize düşündürebilir. Bu mümkün olabilir. Sonuçta şuanda bile kendi ara-yüz programımız ile eşleşmeyen sanal alemleri zihnimizde işletebiliyoruz. Yakın gelecekte bu sanal alemin kendisi, yapay zeka, teknoloji ve matematik modellemeleri ile dış gerçekliğin temsilcisi olabilir. Böyle bir potansiyele imkan veren şey, yapay evrimi medeniyetimize işletebilecek potansiyelimizin olmasıdır. Biyolojik evrim düzeneği bizleri dış gerçekliğin kendisinden koparırken bizler yapay evrim ile dış gerçekliğin ne olduğunu buna rağmen öğrenebilme durumumuz söz konusu olabilir. Tabi ki bununla da sınırlı değil. Evrene ve kendimize dair kavrayışlarımızın çok daha tutarlı ve isabetli işlendiği bir sanal alem oluşturabilir ve bunu kendimize uyartarak normal süreçlerde olanın dışında çok daha seri ve bilgelik ile evrene ve kendimize yaklaşabiliriz.

Kaynakça:

 (1)https://www.scienceandnonduality.com/video/do-we-see-reality-as-it-is-donald-hoffman

(2)https://www.quantamagazine.org/the-evolutionary-argument-against-reality-20160421/


Rekomendasi

Yorumlar (0)