Stalin Dönemi Ve Sonu

Sscb Nedir? Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Ne Zaman Yıkılmıştır? 


RUS Çarlığından Sovyetler Birliğine Dönüşüm

RUS Çarlığından Sovyetler Birliğine Dönüşüm

II. Dünya Savaşının bitiminden itibaren Stalin karşı hamleye girişti. Kırım’da Almanlarla birlik olup Sovyet ordusuna karşı savaşan 20 bin Kırım Tatarı olduğu iddia ediliyordu. 

Oysa Ukraynalı tarihçi Sergey Gremenko’ya göre Almanlarla iş birliği yapan Kırım Tatarı sayısı yalnızca 3500 kişiydi. Bunun yanında Kızıl Ordu bünyesinde Nazi Almanlara karşı çarpışan 25-30 bin Kırım Tatarı vardı. Stalin’in emriyle Kızıl Ordu bünyesindeki Kırım Tatarları ordudan atıldı.

Tüm Kırım Tatarları kamplara ve sürgüne gönderildi

Tüm Kırım Tatarları kamplara ve sürgüne gönderildi

 NKVD raporlarına göre %20 Kırımlı, sürgün edilenlere göre ise gönderilenlerin hemen hemen yarısı sürgün sırasında öldü. Bu sayı yaklaşık olarak 34,500-195,000 kişi arasındadır.

Kendi ülkelerinde Nazi İşgaline direnen sosyalist partiler ve partizan milisler savaş sonrasında Sovyetler Birliğinin de desteğiyle iktidarı ele geçirdiler.

 Çekoslavakya, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya, Arnavutluk, Doğu Almanya, Polonya ve Romanya’da iktidar, sosyalist partilerin eline geçti ve halk cumhuriyetleri kuruldu. Aynı şekilde doğu Asya’da da Japonya’nın yenilmesiyle kurtulan Çin ve Kore’de sosyalizme geçiş yaşandı. Kore daha sonra ABD ve Nato’nun müdahalesi ile ikiye bölünerek Kuzey Kore sosyalist ama Güney Kore demokratik rejimde kaldı.

Sovyetler Birliğinin dünya savaşı sonunda bu denli gelişip rejimini yayabilmesi ABD ve batı Avrupa devletleri açısından endişe verici bulundu. Bu amaçla ABD, ilk etapta Marshall Planını uygulamaya koyup ardından Nato birliğini kurarak Sovyetlere karşı askeri bir ittifak oluşturdu. Artık dünya 2 kutuptan oluşuyordu. Bir tarafta Sovyetler Birliğinin liderliğinde Sosyalist ve Komünist devletler, diğer tarafta ABD’nin liderliğinde Demokratik, Liberal ve Kapitalist devletler toplanmıştı.

Sovyetler Birliği savaşta 27 milyon kişi ile en çok kayıp veren ülkeydi

Sovyetler Birliği savaşta 27 milyon kişi ile en çok kayıp veren ülkeydi

Tarımsal üretim, sanayi tamamen çökmüş durumdaydı. Savaş sonrasında toparlanma sürecine giren Sovyetler Birliği 4. Beş yıllık kalkınma planı sonrasında hem tarımda hem de sanayide eskisinden de daha iyi duruma geldi. Ekim 1952’de Rusya Komünist Partisi adını Sovyetler Birliği Komünist Partisi olarak değiştirdi.

Stalin hastalığı nedeniyle yakında siyasetten çekilmesi gerektiğini bildiği için yerine bir aday seçme telaşına girdi.

 Ancak bu arada adı daha sonra KGB’ye dönüşecek olan NKVD’in başı Lavrenti Beria savaş sonrası başına buyruk işler yapıyordu. Gerçi Stalin kendine bir halef seçmişti. Merkez Komite’nin Dış Politika bölüm başkanı olan ve çok da siyasi hırsı olmayan Mihail Suslov, Stalin’in adayıydı. Stalin en çok Suslov’a güveniyordu. Ancak Suslov’un siyasi hırsı olmaması rakip adaylara umut ve fırsat veriyordu.

Stalin 5 Mart 1953'te 74 yaşında öldü

Aslında sağlığını II. Dünya savaşının sonlarına doğru kaybetmeye başlamıştı. Aşırı sigara tüketimi sonucunda önce hafif bir felç daha sonra da şiddetli bir kalp krizi geçirmişti. 25 Şubat 1953 günü Malenkov, Molotov, Beria ve Kruşçev ve birkaç kişi daha beraber eğlenip alkol almışlardı. Misafirler ertesi gün 1 Mart sabahı saat 04.00 sularında ayrıldılar. Stalin, hizmetlileri kendisinin uyandığı ana kadar rahatsız etmemeleri konusunda uyararak dairesine çekildi. Stalin’den hiç ses çıkmadığını gören kahyası saat 11.00 de sessizce odasına girdi. Stalin kıyafetleri ile beraber yatağın üzerinde uzanmış, hırıltılı sesler çıkartıyordu. 

Çok ağır nefes alırken altına idrarını kaçırmış bir haldeydi ve uyandırma girişimlerine tepki vermiyordu. Acilen çağrılan NKVD başkanı Beria, bu durumun aldığı aşırı alkolle ilgili olabileceğini söyledi ve başka bir tedbir almaksızın oradan ayrıldı. Ertesi sabah saat 07.00 de Beria hala değişmeyen durum karşısında birkaç doktorla beraber geldi. 

Kontrolde tansiyonun 190/110 olduğu ve Stalin’e inme geldiği saptandı. Süregelen tedavilerde sonuç alınamadığı gibi tansiyon zaman zaman 210/120’ye kadar çıktığı oluyordu. Yapılan tedaviler sonuç vermedi. 5 Mart 1953 akşam saat 21.50’de öldü. Hakkında yazılan otopsi raporu bir süre bulunamamış olmasına rağmen daha sonra 7 Mart’ta Pravda gazetesinde halka duyuruldu.

 Çok detaylı ve anlaşılmaz tıp terimlerinin aslında anlatmak istediği beyin kanaması geçirdiğiydi. Bunun yanında kalbinde, mide ve bağırsaklarında çoklu sayıda kanamalar oluşmuştu. Ayrıca damarlardaki hiper tansiyona bağlanan hasarlar o kadar çoktu ki ölümden kurtuluş olanaksızdı.

Stalin’in ölümünden birçok kişi memnun ve mutlu olsa da siyasi davranış olarak yapılan araştırmalarda tüm şüpheler onu hasta halinde ilk kez gören Beria’da toplandı. NKVD başkanı Beria birkaç ay sonra tutuklandı. Tutuklama nedeni Stalin’in ölümü ile ilgili olmasa da geçmişteki siyasi faaliyetleri göz önüne alınarak Haziran 1953’te idam edildi.

5 Mart’ta ölen Stalin’in cesedi mumyalandıktan sonra 6 Mart’ta halka sergilendi

3 gün bekletilen ceset, 9 Mart’ta Kızıl Meydanda Lenin’in mozolesine konuldu. Defin sırasında ülke genelinde ve Sovyetlere bağlı ülkelerde öğle saatlerinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Kremlin kulesinin çanları çalarken ülke çapında sirenler ve kornalar çalındı. Halk Stalin’in tabutuna saygı gösterisinde bulunurken binlerce kişi izdihamdan öldü. Kruşçev ise ölüm sayısını yalnızca 109 olarak açıkladı. Cenaze sırasında dünyadan sosyalist devletlerin başkanları ile kapitalist devletlerin komünist ve sosyalist parti liderleri bulundu.

Stalin’i seven kadar sevmeyen, nefret eden kadar da saygı duyan vardı

Stalin’i seven kadar sevmeyen, nefret eden kadar da saygı duyan vardı

Ölümünden sonra Sovyetlerde Stalin’in izleri silinmeye çalışıldı

Bu konuda en etkili kişilerden biri şüphesiz Kruşçev olmuştu. Stalin hakkında başlattığı karalama kampanyasına rağmen Enver Hoca, Mao Zedong ve Kim İl-sung gibi devlet adamları buna karşı çıkmış ve Stalin’i savunmuşlardı. 2015 yılında yapılan bir halk oylamasında “Stalin’i seviyor musunuz?” sorusuna halk %52 “Evet”, %30 “Hayır” diye cevapladı. Ancak bu sonuçların gerçekçi olduğu konusunda şüpheler var. Birincisi halk eski komünist rejim sırasında yaşadığı, devletin ekonomik desteğine dayalı çalışmaksızın bedava hayatı terk etmek zorunda kaldıkları için şimdiki hayattan memnun değillerdi.

 Bir diğer konu ise 2015 yılındaki Devlet Başkanı Viladimir Putin, Rusya’nın eski dönemlerine dönmesi gerektiğini arzu ettiğinden dolayı böyle bir sonucun çıkması onun açısından önemliydi.

Stalin’in ölümlerine sebep olduğu Sovyet, Alman, Polonyalı ve diğer ülkelerin insanlarının sayısı hala hesaplanabilmiş değil.

 Stalin’in rejimi sırasında resmi rakamlara göre ölenlerin sayısı infaz edilenler 800,000, Gulag toplama kamplarında 1,700,000, zorunlu göçler sırasında da 400,000 kişi yani toplam olarak yaklaşık 2,900,000 kişi öldü deniliyor.

 Bu sayı gayri resmi rakamlara göre yalnızca Sovyetler Birliğinde 60 milyon kişi. Bunlara Naziler, Polonyalılar ve diğer Sosyalist ülke vatandaşları dahil değil.