MİTOLOJİLERDE TUTULMALAR (GÜNEŞ TUTULMASI, AY TUTULMASI)



MİTOLOJİLERDE TUTULMALAR (GÜNEŞ TUTULMASI, AY TUTULMASI)


Dünya genelinde binlerce farklı kültür sahip oldukları inanışlar gereği güneş ve ay tutulmalarına dair farklı efsaneler üretmiş, değişiklik gösteren inançlara sahip olmuşlardır. Bu makalede kültürel efsanelere özetler halinde değinerek keyifli bir dünya turu yapacağız.

Türk-Moğol Mitolojisi

Türk mitolojisinde Yelbegen* adlı çok başlı, insan yiyen, yılan benzeri bir ejderha vardır. Yel "rüzgar, büyü, şeytani" gibi anlamlara gelirken böke teriminden türeyen "begen" "dev sürüngen, ejderha" demektir. Zaman içinde farklı formlara girerek ogre benzeri birçok kafası olan devasa bir canavara dönüşmüştür. İnsanları yiyen devler aynı zamanda atların da düşmanıdır ve onları yerler. Koca ağızlı, uzun dişli ve koca kulaklı bu yaratıkların farklı türleri vardır.

Moğol dünyasında "Yelmogus" olarak geçer (mogus = böke). Fakat Moğol varyantı Altaylardan farklı olarak doğası gereği ejderhalardan ayrı ve onlara zıt kutuplu bir yaratıktır. Genellikle karanlık ve düşmanca yerlerde yaşayan bu yaratık, saf kötülüğe, korkunç görüntüye sahip, erişilemeyen yerleri koruyan bir canavardır. 3,7 veya 9 başlı olarak bahsedilen bu yaratık ateş püskürtür. İnsanüstü güce ve üstün büyü yeteneğine sahip, çok zeki, zengindir. Çocuk yapabileceği doğurgan kadınlara karşı şehvet besler. Buna rağmen saygı duyulan bir yaratıktır ve tamamen kötü bir yaratık olarak kabul edilmez.

Bir Altay efsanesine göre Yelbegen adlı 7 kafalı yaratık Güneş ve Ay'dan intikam alarak onları yer. Bu dev yaratık bazen yıldızları ağzında çiğneyip parçalara ayırıp tükürürdü. Bu yüzden yıldızlar ondan uzaklaşarak göğe kaçardı. Tanrı Ülgen onu durdurmak için yaratığa oklarını fırlatırdı. Bu inanıştan dolayı Ay tutulması gerçekleştiğinde Altay Türkleri "7 başlı dev Yelbegen yine Ay'ı yedi" derlerdi. [1] [2] [3]

* Diğer adları: Yilbegan, Yilbeğen, Yelbeğen, Cilbeğen'dir. Tatar dilinde Cilbegan'dır. Yegen ya da Yeken olarak kısaltılır.

Doğu Asya ve Çin Mitolojisi

Çeşitli Doğu Asya efsanesinde Güneş'in veya ayın bir hayvan tarafından yendiği düşüncesi vardır. Suç genellikle köpek, 3 ayaklı dev bir kurbağa, jaguar ve diğer çeşitli canlılar üzerine atılırdı. Çin kültürü de aynı düşünceye sahipti. Çince'de tutulma için en temel kelime (日食) re shi'dir ve "Güneşi yemek" anlamına gelir.

Antik Çin'de Güneş tutulmalarının genellikle göksel bir ejderhanın Güneş'le yüz yüze gelip onu yutmasıyla gerçekleştiğine inanılıyordu. Bu yüzden eski Çin'de tutulmadan bahseden kayıtlarda "Güneş yendi" yazdığı görülür. Bu inanıştan dolayı insanlar ejderhayı korkutup Güneş'i kurtarmak için tutulma boyunca davul çalıyor, bağırarak yüksek sesler çıkarıyorlardı.

Çeşitli Çin toplumlarında insanlar bir ejderha veya vahşi hayvanlar Ay'ı yiyemesin diye çan çalıyorlardı. Bu inanç sadece sıradan halk arasında uygulanmıyordu. Örneğin 19.yy'da gerçekleşen bir ay tutulması sırasında Çin donanması toplarını ateşleyerek ejderhayı korkutmaya çalışmıştı. Güneş bir süre sonra aynı göründüğünden bu taktiğin işe yaradığına inanıyorlardı.

Tutulma sırasında davul çalınması ve yüksek ses çıkarılması Vietnam gibi diğer Doğu Asya kültürlerinde de görülüyor olsa da onlar bunun için farklı bir neden sunarlar. Onlara göre tutulmalar efendisi uyumakta olan bir kurbağanın güneş ve ayı yutması ile gerçekleşir. Bu yüzden gürültü çıkararak kurbağanın efendisini uyandırmaya çalışırlar. Böylece uyanan sahip, kurbağasını öksürterek Güneş ve Ay'ı serbest bırakır.

Fakat belirtmekte fayda var ki eski Çin halklarının çoğu Güneş tutulmaları hakkında olduğunun aksine Ay tutulmalarından rahatsız değildi, hatta bazı kaynaklarda yazanlara göre bu sıradan bir olaydı. Ancak istisnalar olabiliyordu. Örneğin Zhou Hanedanlığı döneminde kırmızı Ay'ın yaklaşmakta olan bir kıtlık veya felaketin habercisi olduğuna inanılırdı.

Japon Mitolojisi

Japonlar tüm yaşamın, bereketin ve mahsulün kaynağı olarak kabul ettikleri Güneş tanrıçası Amaterasu'ya taparlardı. Onlara göre tanrıça gittiği zaman tutulma yaşanıyordu. Göz kamaştırıcı güzelliğinin, tatlılığının ve ne kadar faydalı olduğunun anlaşılması için ona aynaların gösterilmesi gerekiyordu. Bu farkındalık onu tekrar ortaya çıkarak dünyaya fayda sağlamaya teşvik edecekti.

Yerli Avustralya Mitolojisinde

Avustralya'da yüzlerce Aborjin grubu olduğundan tutulmaların gerçekleşme nedenlerine dair farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Bunlar o kadar fazladır ki hepsini tek bir çalışmada ele almak mümkün değildir. Aralarından bazılarına özet olarak değinelim:

* Birkaç Avustralya yerli grubuna göre Güneş kadın, Ay ise erkektir. Kadın olan ve Yhi olarak adlandırılan Güneş'in Bahloo adındaki Ay'ı takip ettiğine inanırlar. Bunlar tıpkı insanlar gibi zaman zaman birbirleri ile kavga ederler. Örneğin Bahloo yani erkek Ay, kadın olan Güneşin ona sırnaşıp yaklaşmasından hoşlanmadığında, rahatsız olduğunda kavgaya tutuşurlar. Bundan rahatsız olan Yhi, Bahloo'yu öldürerek intikam almaya çalışır. Ancak Bahloo göksel olaylarla ilgilenen birtakım ruhlar tarafından kurtarılır. Bazı efsanelerde ikisi de birbirine aşık çifttirler.

* Yolngu (Yolŋu) halkına göre tutulma, güneş ile ay arasındaki cinsel birlikteliğin sonucudur. Güney Avustralya'daki Virangu (Wirangu) halkı da benzer bir inanışa sahiptir. Hatta onlara göre karı koca olan güneş ve ay cinsel birliktelik yaşarken bir ruh gelerek onların mahremiyetini insanlardan gizlemek için güneş ve ayı perdeler.

* Bir diğer Aborjin inanışı tıpkı Araplarda da görüldüğü gibi tutulmaların yaklaşmakta olan bir felaketin, kötü alametin, hastalık ve ölümlerin habercisi olduğudur. Hatta kara büyünün bile işareti sayılmıştır. İnsanlar tutulmada yaşanacak kötülükleri önlemek için reçeteler yazmış, ilahiler söylemiş, güneşe kutsal taşlar ve bumeranglar fırlatmışlardır. [4]

* Başka bir Aborjin grubu olan Vardaman halkı tutulma gerçekleştiğinde bir şeyin güneşin üzerini kapadığını biliyorlardı. Ama onlara göre bunu yapan Tia [5] adında devasa bir karatavuktu. [6] Diğer Aborjin gruplarına göre bu olayın nedenleri arasında pelerinlerini güneşin üzerine koyan ya da güneşin önünü kapamak için dağları ve tepeleri hareket ettiren büyücüler [7] , güneşi eli veya vücuduyla kapatan bir adam (vaddingga) yer alır. [8] [9]

* Bazı rivayetlere göre Ay yiyecek çalan ve ihtiyacından fazlasını tüketen bir varlıktır. Bu onu daha da şişman yapar. Çaldıkları yüzünden cezalandırılarak kesilir; böylece ölene kadar giderek incelir. Aynı döngü bu şekilde devam eder. Bu inanış insanlara açgözlülüğün kötü sonla sonuçlanabileceğini anlatan bir ibret olarak kabul edilir. [9]

* Yirkle kabilelerine göre tutulmalar Ay'ın hastalanmasının sonucudur.

* Bir diğer görüşe göre tutulmaların nedeni çeşitli kötü ruhların güneş üzerine yerleşmeleri, onu karanlığa boğmalarıdır. [9]

Maya ve İnka Mitolojisinde

Maya ve İnka mitolojisine göre Ay tutulmasının ve ayın kırmızıya bürünmesinin nedeni bir jaguarın ayı yutmasıdır. [10] İnkalar Ay'ı yiyen jaguarın dünyaya inip tüm hayvanları yemesinden korkarlardı. Onun bunu yapmasını engellemek için jaguarı korkutmak amacıyla mızraklarını, silahlarını çıkarıp Ay'a doğru bağırırlardı.

Mezopotamya ve Mısır Mitolojisinde

Mezopotamyalılara göre Ay tutulmasının nedeni 7 iblisin saldırısıydı. Bu saldırı sadece gökyüzü ile sınırlı kalmıyor aynı zamanda eş zamanlı olarak yeryüzündeki kralın saldırıya uğraması şeklinde algılanıyordu. [10] Kralı saldırıdan kurtarmak için sahte bir kral ilan eder ve bu zavallı adama saldırırlardı. Tutulma bittikten sonra kukla kral zehirlenir veya öldürülürdü.

Babilliler de tutulmanın kötü alamet ve işaretler olduğuna inanmış, krallarının ölümünün bir göstergesi olabileceğini düşünmüşlerdi. [11] Bu yüzden tutulma gerçekleşirken kralı korumak gerekirdi. Asıl kralın yerine kral gibi giyinmiş sahte bir kral yerleştirirdi. İblislerin sahte kralı gerçek kral zannedecekleri ve eğer herhangi bir felaket olacaksa bunu yaşayacak olanın sahte kral olduğuna inanıyorlardı.

Öte yandan erken Mısır tarihlerine ait bazı kayıtlar onların göklerin tanrıçası olarak kabul ettikleri Nut* adlı bir tanrıçaya tapındıklarını göstermektedir. Her gece güneşi yediğine ve ertesi sabah onu tekrar doğurduğuna inanılıyordu. [12] Tutulmalar onunla ilişkilendiriliyordu.

* Diğer adları Nu ya da Nuit'dir.

Arap Mitolojisinde

İslam öncesi Araplara göre tutulmalar biri öldüğünde veya doğduğunda gerçekleşiyordu. [13] Gökler onların dünyadaki olaylarla ilgili duygu ve hislerini gösterme yoluydu.

Eskimo Mitolojisinde

Inuit (Eskimo) halkları Grönland, Kanada ve Alaska'nın arktik bölgelerinde yaşayan bir dizi yerli halktır. Kültür olarak benzer oldukları kabul edilir. Onların inanışlarına göre tutulmalar erkek ve kız kardeş olan iki tanrı [14] arasındaki kavga sonucu gerçekleşir. Güneş tanrıçası Malina'nın erkek kardeşi olan Ay tanrısı Anningan'a kızarak uzaklaştığına inanırlar. Ancak her defasında abisi onu yakalamayı başarıyordu. Bu da bir tutulmaya neden oluyordu. İnanışa göre bu tanrılar birbirleri ile iyi anlaşamadığından her yıl tutulmalar olmaya devam ediyor.

Kızılderili Mitolojisinde

Birçok Kızılderili toplumu olduğundan tutulmalara karşı çeşitli inanışları vardır. Örneğin Pomo halkına göre tutulmalar bir kavganın sonucuydu ama bu kavga dev bir ayı ile güneş ve ay arasındadır. [15] Ayı kavgadan dolayı kızgındır ama Güneş değildir. Duruma öfkelenen ayı Güneş'i ısırır. Daha sonra Ay'ı da ısırır. Bu yüzden Pomo dilinde "tutulma" için kullanılan kelime "ısırılmış" anlamına gelir. Bazı düşünürlere göre ay tutulmasının neden güneş tutulmasından iki hafta sonra gerçekleştiğini ancak bu şekilde açıklayabilmişlerdi.

Çoktav halklarının inanışına göre kötü bir sincap Güneş'i kemirerek Güneş tutulmasına neden olur. [16] İnsanların çığlık atarak ve feryat ederek sincabı korkutup uzaklaştırması gerektiğine inanırlar.

Ojibva ve Kri efsanelerine göre için için yanan bir cüce Güneş'ten intikam almak ister. Güneşi tuzağa düşürüp yakaladığında dünyada bir tutulma görülür. [17] Birkaç hayvan yakalanan Güneş'i kurtarırlar ancak bunların arasında ipleri keserek güneşi serbest bırakacak dişlere sahip olan hayvan faredir. Onun ipleri kesmesi ile tutulma bittikten sonra güneş tekrar serbest kalır.

Başka bir Kızılderili kabilesi olan Çippeva halkı sönen güneşi yeniden tutuşturmak için gökyüzüne yanan oklar atardı. [18]

Perulular aynı uygulamayı güneşi engelleyen hayvanı korkutup uzaklaştırmak için yapıyorlardı.

Hupa ve Luiseno kabileleri tutulma sırasında Ay'ın hastalandığına, eşleri veya kabile halkı tarafından iyileştirilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bu nedenle iyileşmeyi kolaylaştırmak için şiirler ve ilahiler söylerlerdi.

Afrika Mitolojisi

Togo'da yaşayan Karaçi halkı güneşin ay ile evlendiğine inanır. Bu ikisinin birlikteliğinden birçok yıldız doğar. Ancak ikili bir süre sonra anlaşamaz ve birbirlerinden ayrılırlar. Gökyüzünde görülen çoğu olay onların etkileşimlerinin sonucudur. Ay Güneş'in alanına girdiğinde Güneş ile birlikte kalan yıldızlar eski anneleriyle ve onunla birlikte giden yıldızlarla savaşırlar. Bunun sonucunda yağışlar ve fırtınalar meydana gelir. Kavganın uzamasını istemeyen anne onlara çok renkli dokuma bir kumaş olan gökkuşağını gönderir.

Bazen ise Güneş eski karısının alanına girerek onu yakalar ve yemeye çalışır. İnsanlar bunu bir güneş tutulması olarak görür. Bu yüzden güneşi korkutmak ve Ay'ı yutmasını engellemek için davul çalarlar.

Afrika'da yaygın olan başka bir efsaneye göre tanrıçanın doğurduğu ikiz tanrı vardır. Dişi olan Mavu, erkek olan Lisa'dır. Bu ikiz kardeşler sevişmek için bir araya geldiklerinde tutulma gerçekleşir.

Hint Mitolojisi

Bhagavad Gita (Rabbin Ezgisi) ve Vişnu Puranalarında yer alan hikayelere göre Svarbhanu adlı iblisin kopmuş başı Güneş'i yer. O kopmuş başın kutsal kitaplardaki adı ölümsüz olduğu düşünülen Rahu'dur. Hindu kutsal kitaplarındaki hikayeye göre Rahu, ölümsüzlük içeceğine engel oldukları için Güneş ve Ay'dan intikam alacağına yemin eder. Sonunda ölümsüzlük içeceğini elde etse de intikam hırsıyla Güneş ve Ay'ı yakalayarak zaman zaman onları yutar. İnanışa göre bunun uzun sürmemesinin nedeni Rahu'nun bir bedeni olmamasıdır. Yani yuttuklarını aslında gerçek anlamda yutamaz, Ay ve Güneş ağzının arkasından çıkarak serbest kalırlar. Bu yüzden Güneş ve Ay'ın eski yerlerine dönmesi çok zaman almaz.

Hindular Güneş tutulması sırasında bazı şeyleri yapmazlar. Peki bu sırada uzak durdukları şeyler nelerdir, bakalım:
  • Tapınaklarda ibadet etmek ve putlara dokunmak yasaktır. Tutulma sırasında tapınak kapıları genellikle kilitli tutulur. Tutulma bittikten sonra putlar Ganj nehrinden gelen suyla yıkanırlar.
  • Bazı dindar Hindular gökten inen zararlı şeyler yüzünden o gün yemek pişirilmemesi gerektiğine inandıkları için günü oruç tutarak geçirirler.
  • Tutulma sırasında uyumak, işemek, boşaltım yapmak ve cinsel ilişki gibi temel insani ihtiyaçlar yasaktır.
  • Şeytanların özellikle bu zamanlarda hamile kadınları aradığına inanılır. Bu nedenle dışarı çıkmamalı ve mutfakta iş yapmamalıdırlar. Bazıları bağdaş kurup oturmalarını bile yasaklar. Tutulmanın hamile kadınlar ve bebekleri üzerinde etkili olduğu yönünde bilimsel bir dayanak olmasa da başka kültürlerde de benzer inanışın var olduğu görünür.

Güneş tutulması sırasında yaptıkları ise şunlardır:
  • İlahiler, şarkılar ve mantralar söyleyerek kendilerini tutulmanın kötü etkilerinden korumaya çalışırlar.
  • Eğer tutulmadan önce yemek artıkları bitirilemezse üzerlerini kapaklarla kapatır ve yanlarına bazı yapraklar koyarlar. Genellikle fesleğen ve tulsi yaprakları kullanılır.
  • Ganj nehrinin arındırıcı olduğuna inandıkları için Hindu rahipleri insanların bu nehirde yıkanmasının onları tutulmanın kötü etkilerinden arındıracağını söylerler. Bazı ev eşyalarına da Ganj nehrinden aldıkları sudan serperler. 

Yunan Mitolojisi

Greklere göre Güneş tutulmasının nedeni tanrının kızgın olduğunun işaretiydi. Bunu kıyamet ve yıkımın başlamak üzere olduğunun göstergesi olarak görmüşlerdi. Bu yüzden tanrıyı kızdıracak eylemlerden kaçınmalıydılar.

Yunan tarihçi Heredot'un kayıtlarına göre bir zamanlar iki azılı düşman olan Lidyalılar ve Medler Anadolu'nun kontrolünü ele geçirmek için savaşmaktayken Güneş tutulması olur. Gündüz aniden günün karardığını görüp tanrının kızdığını düşünerek savaşın sona ermesini isterler. Her iki taraf da hemen silahlarını bırakınca tutulma savaşı olarak bilinen Halys savaşı sona ermiş oldu. [19]

Viking Mitolojisi

Viking irfanında ve İskandinav Cermen mitolojisinde tutulmaların gerçekleşmesinin nedeni Skoll (Sköll) ve Hati adlı iki büyük kurdun Ay ve Güneş'i yemeye kalkmalarıdır. [20][21] Biri Ay veya Güneş'i kovalamaya çalışırken diğeri göksel avını avlayıp yemeye çalışır. Bunu başarırlarsa tutulma gerçekleşir.

Diğer birçok kültürde olduğu gibi göklerdeki bu kavganın son bulması için insanların aralarındaki anlaşmazlıkları ve kavgaları çözmeleri gerektiğine inanırlar. Birbirleriyle barışık olmalıdırlar. Bazı savaşlar bu inançtan dolayı sona ermiştir.

Hristiyan Mitolojisi

Hristiyanlar tutulmaların insanların yaşam ve ölümleri nedeniyle gerçekleştiğine inanırlar. İsa'nın doğumu nedeniyle Beytüllahim (Bethlehem) yıldızının ortaya çıktığına, ölümü ile güneşin karardığına inanıyorlar. [10] Tarih boyunca tutulmaları tanrıdan bir mesaj olarak gördükleri birçok durum vardır. Örneğin Haçlı seferleri sırasında tutulma nedeniyle kan kırmızısı olan Ay'ı gördüklerinde bunu Tanrı'nın düşmanlarını helak ettiğinin bir işareti olarak kabul etmişlerdi. [22] Ay'ın aksine Güneş tutulmasını ise kendi yıkımlarının göstergesi olarak kabul ediyorlardı.

Yahudi Mitolojisi

Musevilik genel olarak doğa olaylarını Tanrı'nın büyüklüğünün ifadesi olarak görse de [23] bazı Talmud pasajlarına göre güneş ve ay tutulmalarının kötü bir zamanın işaretleri olduğuna dair paralel bir inanç var gibi görünmektedir. [24]

Talmud, güneş tutulmasını tanımlamak için "Güneşe çarpmak" terimini kullanır. Şu ifade bunu daha detaylıca açıklamaktadır:

"Güneş tutulması tüm dünya için kötü bir işarettir. Tıpkı bir insan kralın tebaası için bir şölen yapıp önlerine bir fener koymasına benzer. Onlara kızdığı zaman hizmetçisine 'Feneri çıkar ve onları karanlıkta bırak!' der". [Sukkah 29a]

Ayrıca Talmud, güneş tutulmalarının 4 nedenden dolayı gerçekleştiğini açıklar :

"Hahamlarımız öğretti, güneş tutulması dört şey yüzünden olur:
1: Bir "Av Bet Din" yani Haham Başkanı öldüğünde ve gerektiği gibi methedilmediğinde;
2: Nişanlı bir kız şehirde yüksek sesle bağırırsa ve onu [tecavüze uğramaktan] kurtaracak kimse yoksa;
3: Eşcinsellik nedeniyle;
4: İki kardeş aynı anda öldürülürlerse." [Sukkah 29a : 13]

Günümüzde güneş tutulmasının gerçek nedeni bilindiği için Yahudi bilginler bahsedilen Talmud  metinlerini mecazi anlam barındırıyorlar diyerek geçiştirdiler. Bazı hahamlara göre ise gelecekte gerçekleşecek ilahi fikir ve mesajlar taşımaktadırlar. 

Gördüğünüz gibi farklı toplumların tutulmalara dair inanışları onların yerel inanışlarını yansıtmasının yanı sıra çoğu zaman halkların yaşam biçimlerinin ve coğrafi şartlarının izlerini taşımaktadır. Hayal gücü büyük olan insan yaşadığı her çağda elindeki imkanlar dahilinde türlü olaylara açıklama getirmeye çalışmış, geçerliliğini yitirenler mitoloji olmuştur.