Mahatma Gandhi ve Tolstoy


Mahatma Gandhi şiddet içermeyen barışçıl mücadele ve sivil itaatsizlik gibi yöntemlerle politik hedeflerine ulaşmaya çalışmış ve uluslararası düzeyde saygınlık kazanmış önemli bir lider. Bağımsız Hindistan'ın kurucusu sayılıyor. Buna rağmen özellikle Hindular ve Müslümanlar arasındaki ayrışmayı gidermek ve tarafları yatıştırmak üzere giriştiği eylemler nedeniyle 1948 yılında fanatik bir Hindu genci tarafından öldürülmüş.

Mahatma Gandhi çocukluğundan itibaren içinde olduğu kültürel, dinsel etkiler ve kendi inanış ve arayışı çerçevesinde hiçbir canlıya zarar vermemek, sade ve barışçıl yaşamak yönünde bir felsefe benimsemiş. Özellikle sömürgeciliğe ve ırkçılığa karşı mücadele ederek, ülkesinin bağımsızlığına kavuşmasında büyük rol oynamış.


Gandhi tıpkı Tolstoy gibi inanç ve hayat felsefesi temelli bir arayış içinde olmuş. Yine Tolstoy gibi bütün dini metinleri incelemiş.  Tolstoy'un Hristiyanlıkla ilgili görüşlerine hayranlık duymuş.

Bu iki önemli isim arasında mektuplaşmalar gerçekleşmiş, düşünsel ve insani bazda önemli bir yakınlaşma olmuş. Gandhi temelde bütün dinlerin özünde doğru olduğunu ancak onların ele alınışı, yorumlanışı ve kimilerinin kendi yararına kullanma istekleri nedeniyle farklılaştığını düşünmüş. Bu görüş Tolstoy'un bakış açısıyla da örtüşüyor.

Tolstoy farklı dini yaklaşımların birbirlerine söylediği, “Sen yalan içinde yaşıyorsun, ben hakikat” iddiasının bir insanın ötekine söyleyebileceği en acımasız söz olacağını düşünmüş ve bundan son derece rahatsız olmuş. Ve bir soru sormuş: Acaba ileri bir anlayış seviyesine ulaşınca mezhepler ve dinler arasındaki farklar kaybolur mu? Bu farklar neden var ve kimin işine yarıyor?

Tolstoy özellikle dinleri incelediği sırada Hindistan'ın derin ruhaniliği ve ahlak anlayışından çok etkilenmiş. Gandi ise Tolstoy'un kötülüğe karşı pasif direniş öğüdünün en önemli takipçilerinden biri olmuş. Kimi kaynaklar Gandhi’nin pasif direnişi anlaması ve kabullenmesini büyük ölçüde Tolstoy'un “Tanrının Egemenliği İçinizdedir” adlı eserini okumasına bağlıyor.

Tolstoy’un dinler üstü bir tavır geliştirmeye, Doğu ve Batı bilgeliğini birleştirmeye çalışmasından çok etkilenmiş Gandhi. Onun bağımsız düşünce sistemini, ahlakını ve doğruluğunu kendi bakış açısı ve yaşayışı ile de bağdaştırmış. Gandhi Güney Afrika'da yaşadığı dönemde oradaki ilk yerel idaresine “Tolstoy Çiftliği” adını vermiş.

Gandhi 1910'da Tolstoy’a yazdığı mektupta kendisine “pek sadık destekçiniz” diyerek ona olan bağlılığını ifade etmiş. Tolstoy ise ölümünden kısa bir süre önce Gandhi’ye önemli bir mektup yazmış, şiddet içeren başkaldırının ortadan kaldırılmasının önemini, insanın verdiği özgürlük mücadelesinde sevginin asıl yöntem olması gerektiğini ifade etmiş.

Bu iki önemli insan aslında milletlerin ve dini yaklaşımların birbirlerini boğucu ve dışlayıcı anlayışını ve ortamını reddetmiş, sevgiye, barışa, yardımlaşmaya dayalı insani bir bakış açısı ortaya koymaya çalışmışlar.

Başka bir önemli nokta ise her ikisinin de yaklaşımlarını sadece düşünsel düzeyde ve kağıt üzerinde bırakmaması, kendi yaşamlarına uygulaması, sade, gösterişsiz ve başkalarına yardım etmeye ve maddi yüklerden arınmaya dayanan bir anlayışa dönüştürmesi.



KAYNAKLAR:
-Moulin D., Eğitici Tolstoy
-Tolstoy L., İtiraflarım
-AnaBritanica
-Muhtelif diğer kaynaklar