Global Notification

Telegram Sohbet info

Sera Etkisi Nedir? Karbondioksit Salımı Neden Önemli?
Yer imi

Sera Etkisi Nedir? Karbondioksit Salımı Neden Önemli?

Mekale: Sera Etkisi Nedir? Karbondioksit Salımı Neden Önemli?

Bilime dair herşey Türkiye'nin Bilim sitesi diwun.com. Çevrimiçi ücretsiz olarak okuyabileceğiniz Arkeoloji Mitoloji, Antropoloji, Paleontoloji ve Bilgilersunuyoruz.

Okumak Sera Etkisi Nedir? Karbondioksit Salımı Neden Önemli?

 BiLiM ve TEKNiK (72) Temmuz 2008


Sera Etkisi 

Güneşin yaydığı ışınlar dünyayı ısıtırken, yerküre; güneşten aldığı enerjinin önemli bir bölümünü ısı enerjisi olarak yeniden atmosfere yollar. Atmosfer, oksijen ve azot dışında su buharı, karbondioksit, metan, azot oksit, ozon ve kloroflorokarbonlar gibi başka gazlar de barındırır. Bunların miktarı az olsa da etkileri çok büyük. Atmosferde bu gazlar bulunmasaydı, yerkürenin ortalama sıcaklığı canlı yaşamının olanaksız olduğu – 18°C gibi bir değerde olurdu. Oysa bu gazların atmosferdeki varlıkları sayesinde yerkürenin ortalama sıcaklığı 15°C. Bu gazlar, Güneş’ten gelen ışınlar atmosfere geri yollanırken devreye girer; geri gönderilen ışınları soğurur ve ısı olarak yeniden atmosfere yayarlar. Tıpkı doğal bir seraya benzediği için bu etkiye sera etkisi, buna yol açan gazlara da sera gazları denir.


Karbondioksit Neden Önemli?Atmosfere her yıl toplam 30 milyar ton CO2 salınıyor. Bunun

%46’sı enerji tüketimi, 

%24’ü sanayi etkinlikleri,

%18’i ormansızlaşma,

%9’u tarım ve

%3’ü de başka nedenlerden kaynaklanıyor. 

Bu miktarın yarısı ormanlar, toprak ve okyanuslar gibi yutaklarca emiliyor ama geri kalan miktar atmosferde birikiyor. CO2 yoğunluğu endüstri devrimi öncesinden günümüze, yaklaşık 0,8 trilyon ton arttı. Yapılan araştırmalar, 2000 yılında 370 ppm (milyonda bir parça) olan atmosferdeki CO2 birikiminin 2100’e kadar 540–970 ppm aralığına yükseleceğine işaret ediyor. Eğer, CO2 birikimi endüstri devrimi öncesi düzeyin iki katı olan 550 ppm’de durdurulabilirse, küresel salımların 2025’e kadar en yüksek düzeye çıkacağı ve 2040–2070 döneminde bugünkü düzeylerinin altına ineceği hesaplanıyor. Ne var ki özellikle gelişmekte olan ülkelerin sera gazı salım miktarları her geçen yıl artıyor. Örneğin, geçen yıl Çin kendi salım oranını % 8 artırdı. Aynı durum gelişmekte olan öteki büyük ülkeler için de geçerli. Gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra, gelişmiş ülkelerin hem bugüne kadar atmosfere saldıkları hem de şu anda salmakta oldukları CO2 ve öteki sera gazlarının atmosferdeki birikimi de göz ardı edilmemeli. 

Dünyada hal böyleyken, acaba ülkemizde CO2 salım miktarı ne kadar? Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, Türkiye’nin birincil enerji kullanımından kaynaklanan toplam CO2 salım değeri 1990’da 127,2 milyon tondu. Bu değer 2003’te 213 milyon tona ulaştı. 2010 yılı için yapılan öngörülere göre birincil enerji talebimizin % 70’ini dışarıdan alarak karşılayacağız. Bu alımların büyük bölümünü doğalgaz ve taş kömürü alımı oluşturduğu için Türkiye’nin CO2 salım miktarını Kyoto Protokolü’nde öngörüldüğü gibi 1990 düzeyine indirmesi bu koşullarda pek kolay değil. Ne var ki çok yakın bir gelecekte (hatta belki de sizler bu yazıyı okurken) Protokol’ü imzalayacağız. Bu nedenle, bir an önce Protokol’ün yaptırımlarını yerine getirebilmemizi sağlayacak eylem planına uygun önlemleri almaya başlamamız gerekiyor. Ülkemizde CO2 salımının en çok hangi sektörlerden kaynaklandığına gelince... Sanayi başta olmak üzere, elektrik ve ulaşım sektörleri bu konuda ilk üç sırayı paylaşıyor. Yalnızca elektrik enerjisi üretiminden kaynaklanan CO2 salımı, 1990’da 30,2 milyon ton’dan 2001’de 73,4 milyon tona çıkmış; ancak 2002’de yaşanan kuraklığın etkisiyle termik santrallerin üretim paylarının artması nedeniyle 72,1 milyon tona gerilemiş. Elektrik üretiminde özellikle gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de en bol ve yaygın yerel enerji kaynağı olan linyitin kullanımından vazgeçilmesi şimdilik olası görünmüyor. Bununla birlikte, enerji talebimizin bir bölümü, CO2 salımı daha az olan doğalgaz ve yüksek kalorili ithal kömürle birlikte, yenilenebilir bir kaynak olan akarsu gücüne dayalı hidroelektrik santrallerden karşılanıyor. Yine de gelişmeye ve büyümeye paralel olarak artan enerji talebi nedeniyle CO2 salımımız da artıyor. Hem ülkemizde hem de tüm dünyada her geçen gün artan CO2 salımına son vermek olanaksız olsa da salımı azaltmak için alınan birtakım önlemler var. Bu önlemlerin, daha doğrusu yöntemlerin en etkilileri Kyoto Protokolü’nde yer alan Ortak Yürütme ve Kalkınma Düzenekleriyle, Salım Ticareti Düzeneği.

[Yazının tamamını buraya almadım. Aşağıdaki linkten tamamına ulaşabilirsiniz.]

Kaynak: https://services.tubitak.gov.tr/edergi/user/yaziForm1.pdf?cilt=41&sayi=602&sayfa=72&yaziid=25608


Rekomendasi

Yorumlar (0)