Global Notification

Telegram Sohbet info

Adem, Havva ve Naciye, 73. fırka
Yer imi

Adem, Havva ve Naciye, 73. fırka

Mekale: Adem, Havva ve Naciye, 73. fırka

Bilime dair herşey Türkiye'nin Bilim sitesi diwun.com. Çevrimiçi ücretsiz olarak okuyabileceğiniz Arkeoloji Mitoloji, Antropoloji, Paleontoloji ve Bilgilersunuyoruz.

Okumak Adem, Havva ve Naciye, 73. fırka

Adem, Havva ve Naciye, 73. fırka



İnsanların türlerinin kaynağı ve dünyayı var eden kuvvetlerle ilişkisini, yani Alevi kozmogenisini özetleyen çeşitli anlatılar vardır. Kaynaklardan biri olan
Seyit Süleyman Şahin, aşağıda sunduğumuz anlatısında, in­sanların nasıl iki farklı anadan yaratıldığını, bunun tüm insan varlığını nasıl etkilediğini özetlemektedir.

Kötü anne Havva - iyi anne Naciye insanlığın başından beri karşıtlık içindedir. İlk katil olan Kabil, Havva’nın soyundan çıkmıştır. Ama Naciye ve onun soyundan gelenler, Âdem’in Şit’in testisine üflediği ve Naciye ile bir kadın bedenine bürünen, Haktan gelen nefesin koruyucusu ve taşıyıcısı olarak görevlerini sürdürmektedir.

Ocaklı dedelerin nefes yoluyla iyileştirme uygulamalarında da insanın içine gi­ren kötülükleri dışarı süren, böylece hastayı iyileştiren, Hakkın can verirken Âdem’in içine üflediği bu nefestir. Seyit Süleyman Şahin’in anlatısında, Âdem küpüne üfleyerek, Hakkın nurunu Şit’e aktardı, Âdem’deki nur Şit’e geçti. Hakkın nuru, Naciye yo­luyla insan bedenine büründü: (1) (2)

Âdem sol tarafa baktı ki, Heva Ana duruyor; şol balçıktan ya­ratılmış. “Havadan mı geldin?” dedi. Onun için ismine Heva diyorlar. Heva, Âdem´e teslim olmadı, yaklaşmadı. Âdem zi­raat kurmuş. Meğrubtan, meşruka ho baba... Cenab-ı rebb ül zül celal hazretleri, hazreti Cebrail´e emretti, “git” dedi, “cennetten bir Naciye götür, Âdem´e ver, bir şey zuhur etsin”.

 

Heva baktı, Cebrail vasıtasıyla kapıdan Naciye içeri girdi. “Ya Cebrail, bu kimdir?” Dedi, “Naciye’dir, Âdem’e vereceğim”. Heva hemen kalktı bir yemek pişirdi, Heva demek, biraz şeytaniymiş. Doğru tarlaya gitti. Hz. Âdem baktı, Heva’dır geliyor. “Oha babam” (dedi), öküzleri durdurdu. Heva git­ti yanına. Âdem kendini biraz ğelale edince, Heva´ya bir el uzattı, Heva dedi, “yok sen gel and et, benden başkasına var­mayacağına”. “Üçten dokuza kadar şart olsun”, dedi Âdem. Bu yemin oradan gelmiş.

 

Âdem geldi ki, Naciye gelmiş, şimdi Naciye’yi alsa yemin etmiştir, almasa Allah’ın emri reddedi­lir… Bunlar birbiriyle mücadele yaptılar. Mücadele edince, Heva dedi, “ben senden evsalım”, Âdem dedi, “ben senden 87 evsalım”, “Öyleyse dedi, “birbirimizi prova edelim?”, “Ede­lim”. Bir küçük kap, küp şeklinde... Heva da “hoo” diye ka­pağı kapattı, Âdem de kendi kapağını (kaldırıp) “hoo”diye nefeslerini oraya bıraktılar. Fakat 40 gün müddet verdi. Bu hususta gençlerim, bir katre ak mürekkep ana rahmine gi­rerse, 40 günden şekil alır. 39. gün Heva kendi kabının kapa­ğını kaldırdı ki, kötü kötü mahlukat var. Hz. Âdem’in küpü­ne böyle bir tekmik vurdu, yerinden ırgalattırdı. 40. gün Hz. Âdem´in küpünün kapağını kaldırdığı vakit, baktı ki küpün içinde bir masum var. İsmi Şit. Şıt dediğim yani süttür. Fars­ça süt demektir, Şit aleyhiselam.

 

Hz. cenabı Allah´ın nuru; Ali-Muhammed´in nuru, yeşil kandil´den sülb-ü Âdem´e gel­diler; o nur Şıt aleyh-i selama nakil etti. Şıt, aleyh-i selam Naciye ile birleşti, fırka-i naciye ayrıldı; yetmiş üç. 73, fırka-i naciye’dir. Biz, fırka-i Naciye´deniz. 72 ehl-i nar’dır. Arapça ateşe nar derler. Biz 72’den seçilip 73’e dahil olmuşuz. Biz bende-i Ali-Muhammed´in rah-ı müstakim´ine bağlı olanlar, biz 73’deyiz; 72 değildir. O kol bizden geliyor; biziz. Alevilik, Bektaşilik ve asıl Ali-Muhammed´in nuru oradan yavaş ya­vaş geliyor.

 

Şimdi Âdem ile Heva birleştiler. 36 kere hamile olup, doğurdu, Heva. Her bir bendinde, iki çocuk alırdı; biri kız biri erkek. Gelirdi bu bendinden dururdu, bu onunla ge­leni alırdı, o da bununla geleni alırdı. Beraber geleni almıyor­dular. Sıra Habil ile Kabil’e gelince, Kabil ile bir kız doğdu, ismi Rubbiye idi. Habil dedi, “ben alacağım”, Kabil dedi, “yok benle gelmiş ben alacağım”, o zaman Kabil vurup Habil’i öl­dürdü. Habil’i öldürünce, katillik 72’den icat edildi. Bu katil­lik, bu şeylik hep 72’den geliyor. Fırka-i naciye’den gelenler, hep nur ile gelmiştir, hep nuranlıdır. O zaman cenabı Hak, dilleri ayırdı, kimse kimsenin dilinden anlamadı. O 72, daha o zaman lisanlar ayrılıp geliyor. 72 gelenler, dünya devletle­ri, dünya şeyleri. Her bir kabile bir yerden gelince, her birisi bir lisanla konuşuyordu. Fakat Alevilerin; halis Aleviler, biz Horasan’dan(gelen), 90.000 Horasan pirleri, Hz. Pir Hacı Bektaş-i Veli’den 700 yıl önce gelmişler. Tabii, Hz. Pir’den önce gelmişler. Çünkü Horasan Pirleri, ocakzadeleri, on iki ocakzadeler var.

 

(1)  İnsanların türlerinin kaynağı ve dünyayı var eden kuvvetlerle ilişkisini, yani Dersim kozmogenisini özetleyen çeşitli anlatılar vardır. Bunlara zengin bir örnek de, Erdal Gezik’in, Nesimi Kılagöz’den derlediği yaradılış anlatısıdır. (Ge­zik, Nesimi Kılagöz ile yaratılış üzerine, Munzur Dergisi, sayı 32, Ankara, 2009) .

(2)  İnsanların türlerinin kaynağı ve dünyayı var eden kuvvetlerle ilişkisini, yani Dersim kozmogenisini özetleyen çeşitli anlatılar vardır. Bunlara zengin bir örnek de, Erdal Gezik’in, Nesimi Kılagöz’den derlediği yaradılış anlatısıdır. (Ge­zik, Nesimi Kılagöz ile yaratılış üzerine, Munzur Dergisi, sayı 32, Ankara, 2009) .

 

 

Kaynak:

1)    Kızılca Yürür, Dersim Alevilerinde iyileştirme geleneği 
Seyit Süleyman Şahin, 2013, s.47-48

2)


Rekomendasi

Yorumlar (0)