Global Notification

Telegram Sohbet info

Orta Asya’da Ölü Kemiği Muhafaza Kapları (Ossuary / Navs) ve Türk Sanatı’ndaki Yeri Üzerine Değerlendirmeler
Yer imi

Orta Asya’da Ölü Kemiği Muhafaza Kapları (Ossuary / Navs) ve Türk Sanatı’ndaki Yeri Üzerine Değerlendirmeler

Mekale: Orta Asya’da Ölü Kemiği Muhafaza Kapları (Ossuary / Navs) ve Türk Sanatı’ndaki Yeri Üzerine Değerlendirmeler

Bilime dair herşey Türkiye'nin Bilim sitesi diwun.com. Çevrimiçi ücretsiz olarak okuyabileceğiniz Arkeoloji Mitoloji, Antropoloji, Paleontoloji ve Bilgilersunuyoruz.

Okumak Orta Asya’da Ölü Kemiği Muhafaza Kapları (Ossuary / Navs) ve Türk Sanatı’ndaki Yeri Üzerine Değerlendirmeler


Prof. Dr. Yaşar ÇORUHLU

Orta Asya’da Türk Sanatı’nın M.Ö.ki dönemlerden itibaren gelişimi, Proto-Türk, Hun, Göktürk, Uygur vb. çeşitli Türk devirlerini içerecek şekilde ve her türlü ayrıntısıyla henüz ortaya konulamamıştır.

Oysa günümüzde Türklerle ve Türk bölgeleriyle ilgili kazılar ve araştırmalar sonucunda elde edilen kalıntı ve sanat ve kültür değeri olan nesnelerin sayısı gün geçtikçe çoğalmakta ve büyük miktarlara ulaşmaktadır.

Bununla birlikte sözü edilen bu büyük malzeme grubunun, Türk Sanatı Tarihi ve Arkeolojisi
açılarından değerlendirilmesi, önemli sorunlar ve zorlukları bünyesinde barındırmaktadır. Bahsedilen şekilde, bazı değerlendirme zorluklarının olduğu sanat ve kültür nesnelerinin bulunduğu bir grup eser de ölü kemiği-kalıntısı saklama kaplarıdır. Bunlar batı literatüründe “Ossuary” ve Ortacağ Araplarında “Navs” denilen ölü insan kemiklerinin ve bazen de kutsal sayılan kalıntıların saklandığı muhafazalardır.

Daha çok, Hindistan’dan doğarak Orta ve İç Asya ve Çin’e yayılan Budizm’den ve stupa kültüründen kaynaklanan bu kapların, yeterli sayıda örneği Orta Asya kazı ve araştırmalarında ele geçmiştir. Zerdüştlük ve atalar kültü,ateş kültü gibi inanışların da söz konusu muhafaza kaplarının doğuşunda etkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu eserlerin en azından bazı örneklerinin Türklerle ve dolayısıyla Türk Sanatı Tarihi’yle alakası bulunmaktadır.Bu husus bir kısım Türk ve onlara çok yakın bozkır halklarının en azından M.Ö.2. yüzyıldan itibaren, daha net bir şekilde takip edebildiğimiz Budizm’e ve diğer inanışlara ilgilerinin bir sonucudur.



B.Tarhan

Rekomendasi

Yorumlar (0)