İslamiyet’te gökyüzüne yükseliş -miraç

İslamiyet’te gökyüzüne yükseliş -miraç


İslam’da Hz. Muhammed'in semavî âlemlere seyahati isra ve miraç kelimeleriyle ifade edilmektedir.

Arapça sözlüklerde İsra; "geceleyin yürümek" anlamına gelmektedir."

Miraç ise; "Yükselmek ve yükseliş" anlamlarına gelen "arece" fiil kökünden türetilmiş ismi alet olandır. Miraç merdiven ve asansör için bir isim olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle miraç, ölümden sonra ruhların ya da amellerin üzerinde göklere yükseldiği basamak ya da merdiven benzeri bir şey olarak tasavvur edilir.

Istılahta isra, Hz. Peygamber'in geceleyin Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürülmesini; miraç ise Mescidi Aksa'dan Sidretü'l-Münteha'ya kadar olan yolculuğunu ifade etmektedir.

Bu durumda Hz. Peygamber'in miracının iki aşamada gerçekleşmiş olduğu ifade edilebilir. Birinci safha Hz. Muhammed'in Mekke'deki Mescid-i Haram'dan alınarak Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya götürülmesidir. Bu safha isra yani "gece yürüyüşü" olarak isimlendirilir, ikinci safha ise onun Mescid-i Aksa'dan alınarak yedi kat semaya hatta Sidretü'l-Münteha'ya çıkarılmasıdır. Hz. Peygamber'in fizikötesi âlemlere seyahatiyle ilgili bu iki safha sonraki dönemlerde birleştirilmiş hem gece yürüyüşünü hem de Hz. Peygamber'in göklere yükseltilişini ifade etmek üzere miraç kelimesi kullanılmıştır.

Miraç kelimesi Kur'an'ı Kerim'de çoğul olarak "zi'l-meâric" yani "yükselme derecelerinin sahibi" anlamında, Allah'ın bir sıfatı olarak kullanılmıştır. İslam alimleri, Allah'ın kendisinden zü'l-meâric vasfıyla bahsetmesinin nedeninin meleklerin Allah’a doğru yükselmelerinin olduğunu belirtirler.

Kur'an'ı Kerim incelendiğinde, göklere yükseliş ve oradan emirler hatta kitap almanın ümmî olarak nitelendirilen Arap toplumunda da bilinen bir motif olduğu anlaşılır. Nitekim İsra suresinin 93. ayetinde Arap müşrikleri, reddettikleri peygamberi kabul şartı olarak onun göğe çıkmasını hatta oradan, peygamber olduğunu beyan eden bir kitap getirmesini şart koşarlar:
(İsra 17 – 90…93).

Diğer din ve kültürlerde yaygın olan "ulvî âlemin" semada ya da yedi kat semanın üstünde olduğu inancı İslam literatüründe de görülmektedir. Kur'an'ın beyanına göre Allah yedi kat göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır.
(Talak 65-12)

Yaratılan bu sema, itaatten çıkan her şeytandan korunmuştur.
(Saffat 37- 5..7)

Ancak kulak hırsızlığı yapan şeytanlar vardır; onu da parlak bir ateş şulesi kovalamaktadır. (Geleneksel inanca göre cin ve şeytanların semaya çıkmaktan ve haber çalmaktan men olunmaları Hz. Peygamber'e peygamberlik verildikten sonra olmuştur. Bkn. Karabulut, Ali Rıza, Hâtemü'l-Enbiya Hz. Muhammed Aleyhi's-Selam'ın Mucizeleri)
(Hicr 15-17)

Öte yandan Kur'an'daki bir ifadeye göre üzerinde bulunduğu kıblenin değişmesini arzu eden Hz. Peygamber bu arzusuyla ilgili haberin (vahiy) gelmesini beklerken gözünü semaya doğru dikmektedir.
(Bakara 2-144)

Semada düşünülen ulvî âleme ya da yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'a, melekler ve ruh miktarı elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.
(Meariç 70-1...4)


Hz.İbrahim'in miracıyla ilgili olduğu düşünülen bir ayette de şöyle denir;
"Böylece biz İbrahim'e kat'i ve kesin surette iman edenlerden olsun diye semaların ve yerin en yüce hükümranlığını gösterdik."
(Enam 6-75)

Hz.İdrishakkında da Kur'an'ı Kerim'de "Biz kendisini pek yüce bir mevkiye yükselttik" denmektedir. Kur'an'daki bu ifadeden hareketle bazıları onun ölmeden önce bu dünyadaki hayatında göğe çıkarıldığını kabul ederken, bazıları ise onun miracından bahsedildiğini düşünmektedir.
(Meryem 19-56,57)

Miraçta Hz. Muhammed'in gördüğü peygamberlerden İdris ve İsa'nın bu dünyadaki hayatlarında, ölmeden önce göğe çıkarıldıkları, yani yükseltildikleri kabul edilmektedir (Taberi).


İslam inancında merdiven göğe yükselişi simgeleyen bir araçtır. Örneğin Kuran-ı Kerim’de Allah, inanmayanların tavrı karşısında peygambere, eğer insanlar ümmet olarak birleşmeselerdi Rahman’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve onların üzerine çıkacakları merdivenler yapacağından bahseder (Zuhruf 43-33).

Başka bir ayette ise Allah peygambere, eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse bir delik açıp yerin dibine inerek veya bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap diye seslenir (Enam 6-35).

Diğer bir ayette ise Allah yine inanmayanlara onların kendi vasıtasıyla ilahi vahyi dinleyecekleri bir merdiveni mi var diye sorar (Tur 52-38).

Bu ayetlerin tamamı, Kuran’da merdiven simgesinin bir yükseliş motifi olarak kullanıldığını göstermektedir. Cuma günleri hutbeyi veren din görevlisinin merdivenleri ağır ağır tırmanarak minbere çıkması yine de merdiven aracılığıyladır.



Zuhruf (43-33)
Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

Enam (6-35)
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma.
 
Tur (52-38)
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!

 İsra (17 - 90 ... 93)
Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

(Talak 65-12)
Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah'ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.

(Saffat 37- 5..7)
5. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.
6. Biz en yakın göğü ziynetlerle, yıldızlarla donattık.
7. Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

(Hicr 15- 13..17)
13. Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.
14, 15. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
16. Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
17. Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

(Bakara 2-144)
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) hep o yöne dönün. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

(Meariç 70-1...4)
1. Soran birisi, geleceği kuşkusuz azabı sordu.
2. Küfre sapanlar içindir o. Yoktur onu savacak.
3. Yükselme boyutlarının/derecelerinin sahibi Allah'tandır o.
4. Melekler ve Rûh, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler O'na.

(Enam 6-75)
Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

(Meryem 19-56,57)
56. Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.
57. Onu yüce bir mekâna yükselttik.



Kaynak:
- Diğer kitap ve İnternet kaynakları