Türk İkonografisinde Kartal Motifi

Sinan Tektaş

Yrd.Doç. Serkan İlden

Türklerin kültürel hayatlarında ve sanatsal yaratılarında görülen "Kuş" motiflerinin sıklığı, ancak bağlı oldukları inanışlarla açıklanabilir. Kuşun ruhun simgesi olduğu, Orhun yazıtlarındaki ölüm ile ilgili ifadelerden anlaşılmaktadır. Keza Türkçede “uçmak” sözcüğü ölümü de ifade eden bir kelimedir. Aynı zamanda cennetin ifadesi olan kuşların, şamanlar tarafından suretine bürünülen ve yardım alınan ya da koruyucu ruh olarak edinilen hayvanlardan sayıldığı anlaşılmaktadır.

Türklerin millî simgelerinden olan kartal, Şamanist uygulamalarda çok yaygın olarak görülen kuşlardan birisidir. Zira şamanların zaman zaman bir kartal şekline girip, gökleri dolaştığına ve ondan sonra da yere indiğine inanılmaktadır. Her şamanın şekline girebileceği bir hayvan vardır. Ama büyük şamanların eşleri daha çok kuşlardır. Anadolu’daki eski Türk şairleri de, başka bir varlığın ya da kuşun şekline girme olayını “Donuna Girmek” deyimi ile ifade etmektedirler. Hatta Ahmet Yesevi’nin “turna donuna”, Abdal Musa’nın ise “geyik donuna” büründüğüne inanılmaktaydı.

Kartal figürünün kahramanlıkla ilgili Türk mitolojisindeki örneği, Orta Asya’nın ünlü Şaman destanı Er-Töküş’tür. Bu efsaneye göre, Gök Tanrı’nın simgesi olan Büyük Kartal, kötü güçlerin elinde tutsak olan destan kahramanı Er-Töküş’ü önce yutup sonra kusarak, daha dayanıklı ve güçlü bir insan olarak dünyaya getirir. Kartal, daha sonra, Er-Töküş’ü sırtına alıp, yeraltında günlerce uçurduktan sonra yeryüzüne çıkarır.

Altay-Türk destanlarından olan Maaday-Kara destanında kartal, ülkenin refah ve huzur simgesi olan ve Ulu Tanrı Üç-Kurbustan tarafından yaratılmış ölçüsü belli olmayan devasa ölümsüz ağacın (demir kavak) ortadaki dalları üzerinde iki benzer kara kartal tünemiş ve düşman bahadırların gelme ihtimali olan yolu beklemekte olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yakut Türklerinde kartal en yüksek ruhları taşıyan bir hayvandır ve Gök Tanrı’nın simgesi (timsali) olarak ya da şaman ruhunu ifade etmek amacıyla Dünya Ağacının tepesinde tasavvur edilmiştir. 
 
Diğer taraftan Türklerde çift başlı kartal gökyüzündeki kutsal kapının bekçisi olarak da görülmektedir. 
 
Yerle gök arasında, bir kutsal kapı varmış,
Çift başlı büyük kartal, bu kapıyı tutarmış” (Heimdal ?)




B.Tarhan





Yorumlar