Budizmdeki "Dört Soylu gerçek" ten birincisi şudur : "Yaşamak acı çekmektir."

Sinan Tektaş

Budizmdeki "Dört Soylu gerçek" ten birincisi şudur : "Yaşamak acı çekmektir."


Yaşam Zordur. Bu yüce bir gerçektir, en yüce gerçeklerden biri.
(Buda öğretilerindeki "Dört Soylu gerçek" ten birincisi şudur : "Yaşamak acı çekmektir.")
Yüce bir gerçektir, çünkü bir kez bu gerçeği görürsek, onun üstesinden gelebiliriz. Bir kez gerçekten zor olduğunu anlarsak - iyice anlar ve kabul edersek - yaşam artık zor olmaktan çıkar. Çünkü bunu kabullenince yaşamın zor olduğu gerçeği artık önem taşımaz.

Çoğu insan yaşamın zor olduğu gerçeğini tam anlamıyla göremez. Bunun yerine, neredeyse sürekli olarak, yüksek sesle veya mırıldanarak, sorunların büyüklüğünden, ne büyük zorluklarla karşılaştıklarından yakınıp dururlar. Sanki yaşam genelde kolaymış ya da kolay olması gerekirmiş gibi ... Onlara göre karşılaştıkları güçlükler, aslında olmaması gereken şeylerdir; sadece onlara ya da ailelerine, sınıflarına, uluslarına, ırklarına, hatta türlerine verilmiş benzersiz dertlerdir, başka kimsenin başına gelmez. Bu yakınmaları bilirim, çünkü ben de payıma düşeni yaptım.

Yaşam bir sorunlar dizisidir. Bunlardan yakınmak mı istiyoruz yoksa çözmek mi ? 
Çocuklarımıza bu sorunları nasıl çözeceklerini öğretmek istiyor muyuz ?

Yaşamın sorunlarını çözebilmek için gereksindiğimiz temel araç disiplindir. Disiplinsiz hiçbir şeye çözüm getiremeyiz. Biraz disiplin ile ancak bazı sorunları çözebiliriz. Mutlak disiplinle tüm sorunları çözebiliriz.

Yaşamı zor kılan şey, sorunlarla yüz yüze gelme ve onları çözme sürecinin acı verici olmasıdır. Sorunlar özelliklerine göre bizde sinirlilik, düş kırıklığı, üzüntü ya da yalnızlık, suçluluk, pişmanlık, öfke, korku, endişe veya ıstırap ve umutsuzluk uyandırır. Bunlar rahatsız edici duygulardır; çoğu zaman fazlasıyla rahatsız edici, hatta herhangi fiziksel ağrı kadar, bazen de en şiddetli ağrı kadar acı vericidirler. Gerçekten de olayların ve çatışmaların bizde uyandırdığı acıdan dolayı onları sorun olarak adlandırırız. Sık sık önümüze sorunlar çıkardığına göre, yaşam daima zor ve neşe kadar acıyla da doludur.

Yine de yaşam, sorunlarla karşılaşıp onlara çözüm getirme sürecinden dolayı anlam kazanır. Sorunlar, başarı ile başarısızlık arasındaki farkı belirleyen keskin kenarlardır. Sorunlar cesaret ve bilgeliğimizi öne çıkarırlar; gerçekte cesaret ve bilgeliği yaratan şey sorunlardır. Sorunlar yüzünden aklen ve ruhen gelişiriz. Nasıl okulda, çocuklarımıza özellikle çözmeleri için problemler veriyorsak, insanın ruhen tekamülünü arzu ettiğimizde de onun sorun çözme yeteneğine seslenir ve onu geliştirmesi için cesaret veririz. Sorunlarla yüz yüze gelmenin ve onları sonuçlandırmanın verdiği acı vasıtasıyla öğreniriz biz. Benjamin Franklin 'in dediği gibi, "Acı veren şeyler öğreticidir". Bu nedenledir ki akıllı insanlar sorunlardan korkmamayı, tam tersine sorunları, hatta onların getirdiği acıları da iyi karşılamayı öğrenirler.

Ama çoğumuz böyle akıllı davranmayız. Hemen hepimiz, getireceği acıdan korkarak, az ya da çok sorunlardan kaçınmaya çalışırız. Kendi kendilerine yok olacaklarını umarak savsaklar dururuz. Sanki sorunlarımız yokmuş gibi davranır, onları unutur, görmemezliğe geliriz. Hatta onları unutmamıza yardımcı olsunlar diye uyuşturucu ilaç bile alırız; böylece kendimizi acıya karşı duyarsız hale getirerek, acıyı yaratan sorunları unutabiliriz. Sorunlarımıza cepheden saldıracağımıza, etraflarından dolaşmaya çalışırız. Sorunlarımızı yaşayıp acı çekmek yerine onlardan kurtulmaya çalışırız.

.......

AZ SEÇİLEN YOL - DR. M. Scott Peck

Akaşa Yayınları: www.akasa.com.tr

Yorumlar