Okçular/Berta Havzası ve Çevresinde Tarihî ve Arkeolojik Araştırmalar

Sinan Tektaş

Sefa YILDIRIM

İskit /Saka Türkleri M.Ö. 680 yıllarında Basbuğları Barta/Barta-tua ile Güney Kafkasya-Aras-Kür-Çoruh havzalarına gelirler. Bu bölgelerde yerleşirler. Çoruh Havzasına yerleşen İskit/Saka Türkleri; Artvin –Barta/ Berta (Ortaköy) Kasabası Bölgesine, Basbuğları ve Hakanları, Barta/Berta/ Barta-tua’nın adını verirler. Barta / Berta bölgesinde Savsat Çayı üzerine yapılan köprüyede Barta/Berta Köprüsü derler.” 
 
Şavşat ismi hususunda da farklı görüşler vardır. Şâd; Farsça’da sevinç anlamına gelmektedir. Sümer’in bu sözcük üzerindeki görüsü şudur. Şâd Farsça’da sevinç anlamındadır. Şâd geldi, Key Geldi gibi, sevinçle geldi anlamını taşıyor…”. Aynı zamanda Şad Eski Türklerde bir ünvan olarak kullanıldığı da görülmektedir. Kuray Kurganlarında çıkan bir maşrapa üzerinde bu ünvanşadın erligin eşçok daha iyi görülmektedir.Yabgu’dan sonra Şâd, Tegin gelir.

Kırzıoglu’nun Şavşat ve çevresi hakkında vermiş olduğu bilgiye göre “….Bayburt’tan başka, _spir,Tortum,Livana (Yusufeli ile Artvin), Oltu ve Ardanuç ile ŞavŞat gibi bütün Yukarı ve Orta-Çoruk boyları ile Kür boyunun Göle, Ardahan ,Ahıska ve Ahkılkelek ile Azgur kesimlerini içerisine alan “Atabek-Yurdu” (görcüce: “Sa-Atabago”) denilen bölgede, 1267 den beri Kıpçaklı Ortodoks Türkler’den “Atabekler” sülalesi yarı-müstakil olarak hüküm sürüyordu. Mezheplerinden ve yazı dilleri yüzünden bunların ülkesi de “Gürcistân”dan sayılıyordu.Tırabuzon doğusunda “kemer” den Çoruk ağzına varınca Karadeniz kıyıları ise, Gürcülerce “Canet/Tsaneti” ve yerlilerce “Laz” bölgesi sayılıyor ve Fas/Riyon ırmağı güneyindeki Gürel/Gurya Beğliği’ne baglı bulunuyordu.

Atabekler-Yurdu” ile “Gürel” bölgeleri, baskendi Kutayıs/Kutatıs olan Açıkbas/İmeret ülkesi Bagratlı sülalesinin baskısı altında idi….” bu bölgenin tamamen Türk yurdu olduğu ve isimlerinin de Türk oldugu sonucuna ulasmaktayız. Kırzıoğlu’nun verdigi bu bilginin yanı sıra dikkate deger bir diger hususta şavsat ile benzer bir isim taşıyan Nihavend-Kum arasında ve yol boyundaki Şav (Şahve) Sancağı’nın XVI. Yüzyıllarda kayıtlarda geçmesidir. Şava şehrinin Karakoyunlu Cihânsah zamanında Şehsuvar Begin nökerlerinden olan Aydın bey tarafinden 1452 yılında alındığı da kayıtlarda geçmektedir. Tüm bu veriler ısığında eski dönemden beri Şavsat İlçesi’nin her seyi ile bir Türk yurdu oldugunu söyleyebiliriz. 
 
Bu görüşlerimizin yanı sıra yerli bir arastırmacı ve yazar olan Torun ise, Şavşat’n ismi hususunda şu ilgi çekici görüşleri ileri sürmektedir: “1- Oguz –Partlarından Tayk Eyaleti’nin oymak adlarından “şavşeti” sancagının Şavuş- Şavsi adlı Saka oymağının yurdu olduğu Khorenli cografyasında geçmektedir. 2- Kara anlamına gelen “Şav” ile hakandan sonra gelen yetkileri tasıyan kisilere verilen “Şâd” ünvanının birlesmesiyle “Şav-Şad” adı verilmistir.3- Baska bir kaynakta “Şav” Kara, “Şat” kara orman anlamında kullanılmaktadır. 4- Latince kaynaklarda “Şavsethia”, Gürcüce “Şavşati” , Ermenice “ŞavŞet” ve Arapça “Şavşit” olarak geçmektedir.” Yine yerel bir arastırmacı ve yazar olan Bahçeci’ye göre ise, Şavşat adı “ Sev:1.-İnisli yer, bayır. 2.-Meyilli yer demektir. Örneğin: Tarlada bir çukurun şevi uzanıyordu. Sel çukurunun şevinde mermiler toz bulutu kaldırıyordu. Sad: Far. Sevinçli demektir.ŞavŞat: Dağlarla çevrili meyilli-sevinçli yer demektir. Savsat adı, Şavşad, neşeli, şen Türk Boyu adıyla da anlamdaştır. Göktürkler de ve Hazar Türklerinde Şad: Hakandan sonra gelen, çogunlukla Genel Vali görevli-Şehzadelerin ünvanıdır. Şavşad/Savsat adı İskit/Saka, Göktürk ve Hazar Türklerinden olusan bir Türk boyu adıyla da eş anlamlıdır.” seklinde izah edilmektedir.


B.Tarhan
Yorumlar