Asil ve Cesur Kürt kadınları

Sinan Tektaş

Kürtlerin "AMOJİN"ları Dünyanın Amazonları oldu!
Eski Greklerin Aryanîk mitoloji ve Kültür öğelerini çeşitli şekillerde boyutlandırarak kendilerininmiş gibi sunduklarını artık çok iyi biliyoruz.

Kürt Kadınları


Bunlardan biri de AMAZONLAR BİRLİĞİ dedikleri sadece kadınlardan oluşan topluluktur.

Bunlarınmerkez üslerini de bazen Karadeniz kıyıları, bazen Kuzey Afrika bazen de Yunanistan olarak göstermişler.

Bunun ne olduğu, esas ana vatanların nerisi olduğu tarafımızdan detaylı olarak, tarihi, mitolojik, kültürel, coğrafi vs.açılardan ele alınarak ortaya çıkarıldı. Kürdistan'ın Anatanrıçalar Yurdu olduğunu herkes gibi bizde biliyoruz.

Abovyan yazıtlarında Kürtler:

"En sert ve acımasız mevsim kıştır. Ama Kürtler kışın 20-25 derece soğuğunda bile yalın ayakla çalışıyor ve geziyorlar. Hastalıklarını otlarla iyileştirmeye çalışıyorlar.


Yaşlıları bile çok moralli ve genç gibi ayaktadırlar. Onlarda 120-130 yıl yaşayanları az değil. Kürtleri ilk bakışta tanıyabilirsiniz cesur bakışları ve korku salan bir duruşları vardır…


Kürtler söz verdiğinde, emanet aldığında yâda, sır konusunda söz vermişse onu saklarlar. Bir Kürt hayatından vazgeçer ama bu sözünden vazgeçmez. Kadınları amazonlar gibidir. Çok cesur ve korkusuz erkekler gibi giyinip silah kuşanabiliyor, çatışmalara çekinmeden katılabiliyorlar. Özellikle bey kadınları bu konuda daha atılganlar.

" Bir Kızılbaş-Kürd Amazon: Fate Reş: Kürt Amazon İstanbul'da' 'Kürt Aşiret Reisi Kadın 300 Amazonla İstanbul'da' 'Kürt Prensesi Savaş'ta' İngiliz The Illustrated London News, 24 Haziran 1854 tarihli sayısında Kara Fatma'nın nerden geldiğini de yazıyordu: 'Kara Fatma'nın kendisi, bir Kürdistan şehri olan Maraş'tan. Gezgin bir İrani kavim olan Kürtler'in yiğitlikleri düşmanlara büyük korku verirdi.


Soane, şöyle bir anısını aktarır: "Birçok kez evin hanımı kocası evde olmadığı halde, beni bir erkek gibi karşılamış, yanıma oturarak benimle konuşmuştur. Bu hareketleri yaparken de İranlı ve Osmanlı kadınlarında görülen garip bir bönlük ya da yapmacık namuskâr anne davranışlarında bulunmamıştır.

Hatta kocası gelip, atını bağlayıp çadıra girinceye kadar da bana hizmetini sürdürmüştür

."Yüzyılda Mirliklerin çözülmesinden ve Kürt halkının Osmanlıya başkaldırmasından sonra, kadının yeniden savaş ve politika sahnesine çıktığı görülüyor. "Kürt kadınlarının ustalıklı at biniciliğinden(süvarilik) övgüyle söz ediyorlar. Sözgelimi 19. yüzyılın ilkyarısında Kürdistan'ı gezen Fransız gezgin M. B. Poujoulat, Kürt kadınlarına ilişkin gözlemlerini şöyle yansıtıyor: "Kürt kadınları gerçek amazonlar; mükemmel ata biniyorlar ve kocaları gibi silahlılar. Zarif vücutlular, ama güneşten yanmış yüzleri hiç de sevimli değil. Kesinlikle peçe takmıyorlar; giysileri deri kemerle sıkılan, göğsü açık gri kumaştan oluşuyor. Küçük paralar bağladıkları uzun siyah saçları omuzlarında dalgalanıyor. Başlarına, geriye sarkıttıkları sarı veya mavi ince bir örtü takıyorlar, çıplak ayakla geziyorlar".


Üç yıl boyunca İran ve Gülistan'ı gezen Alman Georg Fowler'in tesbitleri de aynı doğrultudadır: "Yedi yaşından itibaren erkek çocuklar silahla tanıştırılırlar. Kadınlar bile, bedenlerine büyük güç kazandıran silah kullanma alıştırmalarından nefret etmezler. Kürt kadınları, buğday tenli, pazılı; bazen örgülü, bazen sarkık, bazen de yabanice dağılmış uzun saçlıdırlar. Büyük siyah gözleri parlak ve hayat doludur. Fakat gözündeki bu hayatiyet ve canlılık, vahşi tabiat ortamından dolayı ele-avuca sığmayan karakterdedir."
Kırsal kesimdeki Kürt kadınlarının, çoğu zamanlarını ev işlerinde ve kirmenle yün eğirmekle geçirdiklerini belirten yazar, bu kadınların takıyı çok sevdiklerini, alınlarında ve vücutlarının başka yerlerinde sıralamış oldukları metal takılan taşıdıklarını söyler.



"Havva'nın güzel kızları ebeveynlerinin yanında o kadar değerlidirler ki, bu değerden dolayı, evlendiklerinde kendilerine para verecekleri yerde, başlık parası talep ederler. Evlenecek koca, evlilikten dolayı kızın anne ve babasının mahrum edildikleri hizmet yerine maddi bir bedel öderler. Eşiyle birlikte Kürtler arasında uzun çalışmalar yapmış Fransız gezgin ve antropolog Ernest Chantre, gözlemlerine dayanarak şu belirlemelerde bulunur: "Kürt kadınları, genellikle güzel ve iri yapılıdır. Özellikle dağlarda yaşayan Kürt kadınları, yabancı erkeklerin yanında yüzlerini gizlerler. Kadınlar, burunlarına hızma, kollarına metal bilezikler takarlar. Kürt kadınları, genellikle çadırların kurulmasında ve yerleştirilmesinde büyük hüner gösterirler. Kürt kızları çok güzel halı dokurlar."


Yorumlar