Runik taşlar ve Jelling Höyükleri

Runik Taşlar

Runik Taşlarrunik tipik yükseltilmiş taş yazıtı ama bu terim, kayalar ve kaya üzerinde yazıtlar için de kullanılır. Gelenek 4. yüzyılda başlamış ve 12. yüzyılda da sürmüştür. En çok İskandinavya'da bulunur, ancak Viking Çağı'nda ziyaret ettikleri yerlere dağılmış taşlarda vardır. Genellikle ölen erkekler için dikilmiş anıtlardır. Renkleri yıpranmış ve artık belli olmamasına rağmen, genellikle dikildikleri zaman parlak renkliydiler.



Runik taşların tarihçesi


Runik yazıtlar ile taşlar yerleştirme geleneği ilk olarak 4. ve 5. yüzyılda ortaya çıktı, bu erken dönemde Norveç ve İsveç'te genellikle mezarların yanına yerleştirilirdi. En erken Danimarka Runik taşı 6. ve 7.yüzyıllarda ortaya çıkmıştır, ve İskandinavya'da Hicret Dönemine ait yaklaşık 50 Runik taş mevcuttur. En çok Runik taş 950-1100 yılları arasında inşa edilmiş ve çoğunlukla İsveç ile Danimarka'da ve az miktarda Norveç'te dikilmişlerdir.
Bu gelenek, hem de Ynglinga hem de Hávamál destanlarında belirtilmiştir:
« erkekler için, onların hatıralarına, bir tümseğe dikilmelidirler ve tüm diğer savaşçılar için seçkin yiğitlikleri için durmalıdır bu taş, bu gelenek Odin'in zamanınden beri devam eder. Ynglinga destanı »
« Bir oğul iyidir
geç doğsa bile,
Ve ölüm babası sayılırdı;
Bellek taşlarda
nadiren yolda eşlik eder
Kaybeder akrabaları onun kan bağını. »
(Hávamál)
960lı yıllarda Danimarka'da en fazla Runik taşın meydana çıkacağı bir eğilim ortaya çıktı. Kral Mavi Diş Harald vaftiz edilmiş ve yeni bir düzen ile yeni bir çağın gelişini kutlamak amacıyla, bir taş inşa ettirmiştir, yazıtta:
Kral Haraldr emretti ki bu anıtın babası Gormr ve annesi Þyrvé anısına ve kendisi için tüm Danimarka ve Norveç'i kazanması ve Hıristiyan yapması anısına dikilmesine.
Taşın iki tarafı resimlerle dekore edilmiş üç tarafı vardı. Bir tarafta, genellikle diğer tüm taşlarda da kullanılmış prototip bir hayvan kazınmış ve başka bir tarafta İsa'nın Danimarka'nın en eski tasviri vardı. Bu taşın yapılmasından kısa bir süre sonra, İskandinavya'da bir runik geleneği başladı. İskandinav reisleri ve güçlü klanları Kralı Harald'ı taklit etmeye çalıştı, bu dalga Danimarka ve İsveç üzerinden kuzeye doğru yayıldı. Çoğu bölgelerde ki heves, bir nesil sonra yok oldu ama merkezi İsveç'te Uppland ve Södermanland vilayetlerinde bu moda 12. yüzyıla kadar sürdü.

Yazılar


Bu taşların temel amacı, mülkiyet işareti, inşaat hakkında övünme, ölü akrabalarından yüceltmek ve önemli olayları anlatmaktır. Uppland bazı bölgelerinde bu taşlar sosyal ve ekonomik belirteç olarak görev görür.
Hemen hemen tüm Runik taşlarda Viking Çağı sonlarında aynı formül kullanıldı. Metin, taşı kim dikti, ölen kim ve diktirenle ölenin birbiriyle ilişkisini anlatır. Ayrıca, yazıtta, aşağıdaki örnekte olduğu gibi, ölü bir kişinin sosyal durumunu, olası yabancı yolculukları, ölüm yeri ve aynı zamanda bir dua bulunurdu. Lingsberg Runik taşı U 241:
Bu taş Danr ve Húskarl ve Sveinn babalarının babası, Ulfríkr anısına dikilmiştir. İngiltere'den iki kere ganimet almıştı. Tanrı ve Tanrı'nın annesi, baba ve oğlunun ruhlarına yardımcı olsun.

Jelling Höyükleri, Rünik Taşlar ve Kilise 

Jelling mezar höyükleri ve rünik kayalardan biri İskandinavya'nın pagan kültürüne dair çarpıcı örneklerdir. Diğer rünik kaya ve kilise ise 10. yüzyılın ortalarına doğru Danimarkalıların Hristiyanlaştırıldığı dönemi temsil etmektedir. (© UNESCO Dünya Mirası Merkezi)
Jelling kompleksi, özellikle pagan mezar höyükleri ve iki rünik taş, pagan İskandinavya kültürünün seçkin örnekleridir.



Bu kraliyet malikanesinin topraklarında inşa edilen ilk ahşap kilise, kendi türünde İskandinavya'da bulunanların en büyüğüydü. Arkeolojik kanıtlar kilisenin 10. yüzyılın sonlarında inşa edildiğini göstermektedir. Bu tarih, iki runik kayanın büyüğündeki yazıtta Harald'ın kendisinin de açıkladığı gibi, ülkeyi 960'lı yıllarda yöneten Harald Bluetooth'un Hristiyanlığı Danimarka'ya tanıttığı tarihtir. Yüksek statülü eserler içeren 10. yüzyıl tipi büyük bir ahşap-kaplama türbe mezar, bu ilk kilisenin tasarımının tamamlayıcı bir unsuruydu. Arkeolojik kazılar sonucunda özgün konumunda olduğu saptanan Harald'ın yazıtını taşıyan iki rünik taşın büyüğü,  iki mezar höyüğünün arasında simetrik olarak yer almaktadır. Kuzey höyüğü, çok daha küçük boyutlu bir erken Bronz Çağı höyüğünün toprağı kaldırılarak yerine yapılan meşeyle kaplı etkileyici bir mezar odasının üzerinde oluşturulmuştur. Bu oda, 1820 yılında yapılan ilk kazılardan önce açılmıştı. Odanın özgün muhtevasının büyük bir bölümü 1820 yılındaki kazılardan önce yerinden alınmıştı, fakat kalan çok az parça bile onun 10. yüzyıl ortalarına ait yüksek statülü bir pagan mezarı olduğunu gösterdi. Bu mezar odasının bir kişi için mi yoksa iki kişi için mi yapıldığına dair kesin bir bilgi yoktur. Güney höyüğünde mezar odası mevcut değildir. Kazı, güney höyüğünün, tam olarak kuzey höyünün altında yatan Bronz Çağı höyüğüne doğru yönlenmiş ve muhtemelen Viking tipi bir gemi şeklinde düzenlenmiş bir taş silsilesinin üzerinde inşa edildiğini açığa çıkarmıştır.


Arkeoljik kazılar, şimdiki kilisenin yerinde hepsi yangınlar nedeniyle tahrip olmuş en az üç tane ahşap kilisenin bulunduğunu göstermektedir. Şimdiki kilise, kalkerli tüften inşa edilmiş olan beyaz badanalı basit bir yapıdır. Kilise yeniden yapılandırılmaya başlandığı 1100 yılı civarında bir chancel* ve naveden* ibaretti. Batı ucundaki kule 15. yüzyılın başlarında eklendi. 1100 yılı civarında yapılan fakat daha sonra üzeri örtülmüş olan duvar resimleri (Danimarka'da bir kilisedeki en eski duvar resimleridir) bir tesadüf sonucu 1874-1875 yılında chancelin duvarları üzerinde yeniden gün yüzüne çıkarıldı.


*Chancel:  Bir kilisede rahibin ve koronun oturacağı yerleri ve sunağı kapsayan bölümdür. 
Kaynak: http://www.merriam-webster.com/dictionary/chancel

*Nave: Bir Hristiyan kilisesinin girişten (narthex) itibaren ortasında yer alan en önemli bölümü 
Kaynak: http://www.britannica.com/EBchecked/media/8097/Medieval-cathedral-arranged-on-a-cruciform-plan